Dile kolay daha on yedisinde The Soul Sessions albümü ile müzik serüvenine delikanlı bir giriş yapmıştı Joss Stone. Bu albümde 70’lerin fazla duyulmamış soul parçalarını seslendiren Joss,  albümün dünyada 2 milyondan fazla satmasıyla hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine, gencecik yaşında sahip olmuştu. Ardından gelen beş albümle hayranlarını yeterince tatmin eden sanatçı, müzik içinde oluşturduğu çizgiden ödün vermeden başarılı yürüyüşüne devam etti. Müziğin soul, reggea ve R&B tarzlarını birbiriyle harmanlayarak icra eden İngiltere çıkışlı Joss, Aretha Franklin’e benzeyen ses tonu ve duru güzelliğiyle tüm dikkatleri kendine çekmeyi başarabilen bir müzisyen.

joss_stone_3619_1024x768Soul müziğe olan hayranlığı ise küçük yaşlarda televizyon da Aretha Franklin’i görmesiyle başlamış. Franklin’in sesinden ve hareketlerinden o kadar etkilenmiş ki ismini unutmamak adına bir kağıda not almış. Çocukluğunun büyük bir bölümü Franklin’in çalışmalarını dinlemekle ve şarkılarını onun ses tonuyla söyleme çabasıyla geçmiş. Küçücük yaşta soul ve blues dünyasında ustalaşmış. Bugünün müzik dünyasına yakından bir bakarsak eğer şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Joss, soul dünyasına adını kalın harflerle kazımış bir isim.

Joss-Stone-joss-stone-329595_1280_1024_960x768Kariyeri boyunca birçok ödülün sahibi olan sanatçının bu başarısının arkasında, ona yardımcı olan çok büyük müzisyenler var. Bu yıldızlardan birkaçını saymak isterim sizlere; Dave Stewart, Jeff Beck, Mick Jagger, Damien Marley, A. R. Rahman, Reggie Dozier, Raphael Saadiq… Genç yaşta böyle önemli ustalarla birlikte çalışmak onun müzik yolculuğu için gerçekten çok büyük bir şans olsa gerek. Ne diyeyim; böyle güzel bir sese, böyle isimler az bile.

jossstone-guitarshot-lo-res_1024x683En son albümü The Soul Sessions Vol. 2’yu 2012 senesinde piyasaya süren Joss, Water for Your Soul ile yedinci stüdyo albümünü 2015’in yaz aylarında yayınladı. Reggae, hip-hop, soul, R&B ve blues tarzlarının karışımından oluşan bu leziz çalışmada toplam 14 parçaya yer veren Joss’un, albümde yer alan Wake Up şarkısındaki konuğu ise Bob Marley’nin en küçük oğlu Damian Marley’di.

Joss-Stone-Press-e1439438200512-1500x783_1024x535Water for Your Soul albümünü tekrar dinledim ve parçaların ayrıntılarını sizin için aşağıya not ettim. Meraklısı hemen zıplasın alt kata.

Love Me;                                              

Parça, bir aşığın sevdiceğine olan içten seslenişinin, majör ritmlerle kaynaşmasının iyi bir örneği. Joss inanılmaz sesiyle haykırıyor; Beni kalpten sev, beni ruhunla sev lütfen, diye. Bu güzel ve tatlı kadını böyle bağırtan adama iki çift sözüm var ama neyse yeri ve zamanı değil. Joss’un bu duygusal çıkışını, sempatik ve bir o kadar iyimser, canlı reggea ritmleri üzerine yapması gerçekten çok ironik olmuş. Love me, üflemeliler ve gitarların eşliğinde tamamıyla bir reggea parçası.

This Ain’t Love;

Karizmatik bir bas tonu ile ağır bir giriş yapıyoruz This Ain’t Love’a. Bir önceki çalışmanın mutlu ve iyimser atmosferi yerine daha sinirli ve delikanlı bir tavırla karşılaşıyoruz. Joss’u da biraz gergin gördüm sanki. Erkeğine deli gibi çemkiriyor eserinde. Joss, sözleri feminist bir tarzda yazmış fakat kesinlikle yanlış anlamayın ki asla yeni yetme popçuların şekil ve sahte sözleriyle “ Elimi sallasam ellisi” gibi bir cümle içermiyor, daha içten, daha ayrıntılı, daha net bir öfke içeriyor ve o büyüleyici siyahi gırtlağıyla bu asabiyetini bizlere resmen hissettiriyor.

Stuck on You;

Aşk ana teması ile ilerleyen albüm yolculuğumuzda, sıradaki parçamız orta tempoda ilerleyen,  güzel bir melodiye sahip Stuck on You. Parçayı ilk kez dinlediğiniz zaman bile, hiç yabancılık çekmeden, sahip olduğu hava sizi hemen içine çekecek. Joss’un yumuşak vokallerine eşlik eden gitarlar, yaylılar ve koroları ile albümün mutlak dinlenmesi gereken bir çalışması kanımca. Bir önceki şarkıda oldukça asabi olan Joss gitmiş, yerine daha mülayim ve kara sevdaya tutulmuş Aşık Stone yerini almış.

Star;

Albümün en sağlam çalışmalarından bir tanesi bana göre. Joss’un sesi bu parçada bir başka güzel. Star, bünyesinde yer alan reggae tınıları, soul tavırları ve rap ritmleri ile dopdolu bir çalışma. Parça ağır bir atmosferde ilerleyen kimi  zaman hüzünlü bir karaktere bürünen bir yapıda olmasına rağmen nakaratın çocukların koro seslerinden oluşması oldukça ilgi çekici olmuş. Çocuklar da oldukça başarılı, şöyle söyleyeyim Lakehouse Müzik Akademisi Çocuk Korosu olarak tanınırlarmış kendileri. Ayrıca Star’a çok büyük katkısı olan Londra Oturum Orkestrasını da unutmayalım.

Let me Breathe;

Klasik gitarın İspanyol esintiler taşıyan solosu ile giriş yaptık parçaya. Joss yine sitemkar tavırlar sergiliyor. Bu karma karışık ilişkisinden bir an önce kurtulmak istiyor ve biraz nefes alması gerektiğini anlatıyor Let me Breathe’de. Ancak parçanın hem müzikalitesini hem de Joss’un vokalini diğer parçalarda olduğu gibi samimi bulmadım açıkçası. Sıradan bir pop parçası seviyesinde bir çalışma.

Wake up;

 Reggea’nin atası Bob Marley’in en küçük oğlu, reggaenin varisi Damien Marley’in rap tarzı vokali ile giriş yaptığı Wake up, enerjik bir parça olacağının ipuçlarını en başından bizlere verdi. Joss da kendine geldi ve bomba gibi bir sesle inletiyor stüdyonun duvarlarını. Wake up, reggea tarzının tüm gereklerini yerine getiriyor. Özellikle nakarat oldukça akılda kalıcı, sevimli bir melodiye sahip olması yanında, Damien ile Joss’un karşılıklı atışmaları da harika olmuş. Dinlenmesi zorunlu olan parçaların başında geliyor.

Way oh;

Joss, 2011’de verdiği reggae ağırlıklı albüm yapacağım kararının tam anlamıyla arkasında duruyor ve dolayısıyla yeni parçamız da reggea tarzında bir çalışma oluyor. Parçanın bas ve ona eşlik eden temiz gitar tonlarının ritmleri ve melodisi bana Dr. Alban’dan No Coke’u hatırlatmadı da değil. Gayet eğlenceli bir şarkı, ayrıca Joss vereceği konserlerde seyirciyle beraber bağırabileceği bir nakarata sahip.

Molly Town;

Parça, kıpır kıpır ve bir o kadar mutluluk veren bir yapıda. Müzik, reggae bünyesinde eğlence ile donatılınca insan dans etmeden duramıyor doğal olarak.  Şarkının sözleri de oldukça neşeli ve gün boyunca ağza takılacak cinsten. Velhasıl gün içerisinde uğradığım bir yerde bum bum bum, diğer bir yerde oeo oeo ooo… diye söylenip durdum. Etkili bir antidepresan özelliğine sahip. Bunalım dönemleri için günde üç kere öneririm.

Harry’s Symphony;

Beynimiz mutluluk hormonlarını salgılamaya başlamışken, üzerimizdeki olumlu havayı bir kenara itmek oldukça yanlış olur diye düşünürken yine eğlenceli bir reggae parçası bu isteğimizi geri çevirmiyor. Joss, Harry’s Symphony’nin on sekiz yaş ve üzeri için uygun bir şarkı olacağını daha en baştan belirtiyor, aman ha! Bol dumanlı kafası oldukça yüksek olan parça, Joss’un bir Jamiakalı edasıyla icra ettiği forslu vokalleriyle dikkatimi çekti.

The Answer;

Water For Your Soul’un geldik son çalışmasına. Albüm duygusal yoğunluğu yüksek bir başlangıç yapmıştı Love me ile, bu şarkıyla Joss’u biraz kırgın ve içine kapanık görmüştük ki albümün sonunda onun ne kadar değiştiğini görüyoruz. Nihayet aydınlanmış, korkularını yenmiş ve gereksiz kuruntularının ağırlığından kurtulmuş Joss. Parça, enerjik ritmler ve insana umut bahşeden şiirsel yapısı ile mükemmel olmuş. Joss, hayatımıza devam ederken, kafamızın içinde parıldayan binlerce sorunun cevaplarını aramaktan kendimizi harap etmemize gerek yok diyor, cevap gayet net diye haykırıyor “Salla gitsin”…

Water For Your Soul, Joss Stone’un uzun zamandan beri hayalini kurduğu reggae albüm yapma isteğinin bir sonucu oluşmuş. Albüm, soul ve blues esintilerine sahip olsa da büyük oranda reggae tınıları ile yoğrulmuş, bence gayet başarılı bir çalışma. Joss Stone gerçekten iyi bir söz yazarı ve muhteşem bir ses. Müzik içinde farklı şeyler denemeye gücü ve yeteneği olan bir müzisyen ki bu albümünde gördüğüm kadarıyla bunu başarabilmiş. Saygılarımla…

Gelin, Joss Stone’un samimiyet ile yoğrulmuş canlı performanslarından bazılarını izleyelim, ne dersiniz?

 

 

 

Yorumlar

yorum