Gündeme dair birçok şey yazılabilir ama kenarından dolaşmak istiyorum. Çünkü bu kadar kötülüğün içerisinde iyi olan şeylere ulaşmak bizim de hakkımız. 2010 senesinden beri üzerinde çalıştığımız Taçdelen albümünün çıkış parçası Yıkık Mavi Köşk’ün klibini 4 gün önce yayına verdik. Bu kadar yoğun bir gündemin içinde sizi eskilere ve güzel bir aşk öyküsüne davet edeceğim.

6 senedir 45 sanatçının üzerinde çalıştığı bu albümün içerisinde her dokuyu hissedebileceksiniz. Yıkık Mavi Köşk şarkısının altyapısında değerli sanatçımız Can Kazaz’ın imzası var. Ayrıca nakaratta da vokal sesi olarak Can’ı duyabileceğiz.

Sizi önce şarkının öyküsünü okumaya davet ediyorum;

Olayımız 30, 40’lar da geçiyor; hani şu kadınların güneşli havada uçları dantel işlemeli şemsiyeler kullandığı, kur yapmak için yere mendil attığı “Üsküdar’a Giderirken” dönemleri…

Oğlan, kızı her gün faytona bindiği ve civarda çok iyi tanından Mavi Köşk’ün önünde görüyor ilk kez. Kızımız siyah saçlı, beyaz tenli, dünya güzeli bir kız…

Oğlan başlarda açılamıyor, her gün günlüğüne onunla ilgili hususları not alıyor ve günün birinde kıza açılmayı başarıyor.

İlişkileri başlıyor fakat bir hastalık vesilesi ile kız çok genç yaşta vefat ediyor…

Aşkına yenilen oğlan hayattan kopuyor ve yaşlandığında civardaki bir huzur evine yerleşiyor. Ancak, kız vefat ettiğinden beri her gün hiç sektirmeden aynı yere, o zamanla sahipsizlikten yıkık dökük olan, köhneleşen Mavi Köşk’ün önüne gidip, güneşin batımına kadar kızı bekliyor…

Bir gün, huzur evinde otururken, eline geçen gazetede, Yıkık Mavi Köşk’ün tamamen yıkılıp, yerine lüks bir Rezidans yapılacağı haberini okuyor ve kendisini aşık olduğu kadına bağlayan o en güçlü bağ olan anıyı da kaybedecek olmanın hüznüyle, o sabah son kez kızı ilk gördüğü günkü kıyafetlerini giyiyor; kalan iki tel saçını özenle tarıyor ve bastonuna tutuna tutuna son kez köşkün önüne gidip aşık olduğu kadını gün batımına dek bekleyip, huzur evine geri dönüp ona kavuşabilmek ümidiyle intihar ediyor…

Biz de bu hikayeyi o öldükten sonra, onun günlüğünden öğreniyor ve dinliyoruz…

Sözler:

1 Ocak Salı;
Bugün kar yağdı, hem de ilk kez
Mahalle beyaz, tıpkı düşlerim gibi
Mektebe giden yolda seyre daldığım Yıkık Mavi Köşk’ü saklıyor gibi
O gün gördüm işte seni, hatırlarım
Tenin gibi bembeyazdı sanki kaldırım
Ama siyahtı büyülü gözlerin, rüzgara yenik o upuzun saçların

4 Şubat Perşembe;
Cesaret edip de ilk kez konuştum senle
Gülümsedin
Bahar rengiydin
Sayende sarhoş ben
Rüya gibiydi, uyanmak istemem
Sık sık görüştük önce
Yıkık Mavi Köşk’ün önünde buluşup
Eninde sonunda gün batımı öpüşüp güneşle, vedalaşırdık içimde hüzünle
Ve şimdi yaşlılık, sarardı yıllar
Mevsim hep aynı; buruk sonbahar
Sen de yoksun ya en çok o koyar

YIKIK MAVİ KÖŞK’ÜN ÖNÜ
HALA KARLI VE BEYAZ
SONBAHARDA BAK ÖMÜR
ÖLÜM SENSİZ NE AYAZ

Sen yoksun artık
Hani ölüm ayırmazdı bizi nerdesin?
Ya sen yalancısın ya da Azrail
Bırakıp gittiğin köşk gibi tükendim
İçime kapandım
Anılar olmasa sana çok kızardım
Ama ben yine gözümü yumunca seninle yaşadım ve yaşlandım
Nerdesin?

7 Mart, saat 02:00
Uyumadım yine
Gazetede gördüm bak yakılmış Mavi Köşk
Yok olmaz!
İşte bunu kaldıramam anla
O köşk senden bana kalan son hatıra
Tamam, tamam ağlamıyorum bak
Seni ilk gördüğüm gibi giyindim şimdi
Taradım saçımı, hazırım gibi
Bir hayli heyecanlı, sakarım bugün

Hoşça kal günlük ve ömrüm
Yıkık Mavi Köşk’tü son gördüğüm
Merhaba aşkım, geldim sana
Bekleyemedim, ben öldüm üzgünüm…

YIKIK MAVİ KÖŞK’ÜN ÖNÜ
HALA KARLI VE BEYAZ
SONBAHARDA BAK ÖMÜR
ÖLÜM SENSİZ NE AYAZ

Taçdelen albümünü imzalı olarak ön sipariş vermek için resmi site: www.ulastacdelen.com

Yorumlar

yorum