Sabah uyandım. Birkaç gündür kafamda dolanan bir olay vardı. İşte bunu yazmalıydım. Kalemi aldım ve başladım. Trans kadın cinayeti: Hande Kader. .

Ne zaman bir kadın cinayeti haberi okusam toplumun kadınlarla alıp veremediği ne var diye düşünürüm.

Cevapları elbette biliyorum.

Hatta konu üzerine makaleler yazılabilir. Yazılmıştır da. Kadın cinayetleri üzerine tez çalışmaları dahi yapılabilir !

Neyse, ne diyordum.

Hande Kader, evet.

Kayıp olarak aranan ancak 12 Ağustos’ta Zekeriyaköy’de yakılarak katledilmiş halde bulunmuştu Hande Kader.

2015 tarihine götürmek istiyorum bir dakikalığına sizi.

Hatırlayalım.

Önce tecavüze uğrayarak ardından yakılarak katledilen Özgecan Aslan cinayeti ile aynı kaderi paylaştı Hande Kader.

Tecavüz edilen, dövülen hatta yakılarak katledilen bir trans kadındı.

Hande’yi boğan, yakan eller aslında her gün bize bir adım daha yaklaşıyor.

trans-nefret

 “ İnsan “ yakmak da neydi?

“ İnsan “ katletmek de neydi?

“ yakmak “ ve “ öldürmek “üzerine kurulu olan zihniyetler giderek artıyor ve etrafımızı sarıyor.

Utanıyorum.

Bir kadın olarak, kadın cinayetlerine tanık olmak ve aynı gökyüzü altında bu vahşet ile birlikte nefes almaya çalışmak. . .

Zor.

Ama o bir trans kadın diye duymaya başladığım cümlelere karşı söyleyeceklerim var.

Hayır.

O bir “insan”. Tecavüz ederek, yakarak bir “insan” ı katledemezsiniz, yaşamını çalamazsınız. Hiçbir ahlak ve din olgusu bunu benimsememelidir.

Tekrar ediyorum.

Hayır.

O bir “insan”. Hayalini kurduğu çevirmenlik mesleğinden yoksun bırakıldı Hande Kader.

Nefret söylemleri ve ayrımcılığın iyi ettiği bir toplum da yoktur.

İşte bu yüzden

#HandeKader cinayetine ses ver.

 

Yorumlar

yorum