Kuşak! Iıh. O değil.. Yani nesil anlamında kuşak yahu! Evet bugün yine bol caps’li, sık göndermeli ve betimlemeli bir yazı ile karşınızdayım. Gönül ister giff de kullanalım ama sevgili site yöneticimiz “Görkem’in” yardımlarıyla o da ileri de olacak.. Neyse şimdi ki konumuz bu değil.

Önce kuşak tanımından bahsetmek gerek. İnsanların dünyaya gelme yıllarıyla ilgili yapılan bir araştırmaya göre 1980 ve öncesi doğanlar X; senin,  benim gibi 80 ve 2000’ler arası doğanlar Y; ve bundan sonraki yani bir zamanların o Milenyum bebelerine de Z kuşağında doğan insanlar deniyor. Peki bir matematik denklemi gibi bilinmeyenlerle sembolize edilmiş bu harfler bizim için neden bu kadar önemli?

Aslında her şey son 50 yılda bilim ve bilgi çağının gelmesiyle çok hızlı bir şekilde değişmeye başladı. İnsanlar teknolojik olarak o kadar büyük bir sıçrama yaşadı ki, o devinimin içinde uyum sağlayanlar ve sağlamayanlar diye bir koca bir nesil ikiye ayrıldı. Teknoloji önce alışkanlıklarımıza, sonra yaşayışımıza sonra da davranış ve düşüncelerimize kadar bize şekil verdi. Bu sebeple sen, Y kuşağı, çağımızın sorunu olan “yaa kimse beni anlamıyo…” meselesini çok tramvatik bir dönemde yaşadın. 

x-y-z-generationElbette her dönemin nesli bir sürü badire ve tramvatik değişimlere maruz kaldı. Mesela X kuşağı yani ebeveynlerimiz bizden çok farklı dönemlerden geçtiler. Ülkemiz için konuşacak olursak, 2 tane darbe gördüler. İnsanların yaşantılarını,tercihlerini hatta geleceğe karşı fikirlerini çok derinden etkileyen kötü tecrübelerle, baskı ve kaos ortamında şekillenen bir nesil onlarınki. 

Çok basit bir önermeden yola çıkarsak; ”İnsan tecrübelerinin bir bütünüdür,” cümlesindeki gibi, onlar da bu tecrübelerin üzerilerinde bıraktığı o yıkıcı etkiyi, maksimum tedbirle yani ”RİSK” almamak ve ”GARANTİ” yaşam biçimleriyle aşmaya çalıştılar. Evet işte bu yüzden oğlum/kızım, ”bi devlet dairesine gir, hayatın kurtulur!”u yaşayarak hem de acı tecrübeler edinerek öğrendiler. 

1c00898_1024x683Peki; sen, ben ve bir çoğumuz… Biz ne yaptık? ”Off yea.. Ben hayatımın sonuna kadar aynı işte kalamam. Çok sıkıcı yea..” gibi tepkiler verdik. Onlar gibi biz de haklıydık… Ebeveynlerimiz bizi daha özgüvenli yetiştirmişlerdi. Biz de bunun farkındalığıyla kendimizi çok değerli hissetmedik mi? Dünyayı değiştirecek güce sahip, özel olduğumuzu düşünerek yaşadık. Belki de bu yüzden ‘RİSK’ almak bizim için çok olağandı. GARANTİ’yi çoğu zaman düşünmedik bile..

Yorumlar

yorum