Sınavlar biter bitmez soluğu memleketimde aldım. Sabahın ilk ışıklarında indim kalabalık otobüsten. Ama ilk gittiğim yer evim değil, ailem değildi. Hem memleket deyince, illa ki ana baba mı gelmeliydi insanın aklına?

Otobüsten indiğim gibi iskeleye gittim. Yaklaştıkça heyecanım artıyor, heyecanım arttıkça daha çok sabırsızlanıyordum. Uzakta gördüğüm karaltı ustamı andırıyordu sanki, ona bakıyordum. Memleketimden, arkadaşlarımdan, hatta ailemde bile çok, ama bana göre hâlâ az tanıdığım o yalnız, yaşlı adam…

kaş (3)_1024x680Ben dedesiz büyüdüm. Adına sahip olduğum dedem, ben doğmadan 1 ay önce göç ederken miras bırakmış bana ismini. Kim bilir, belki de onun yerine koydum usta’yı…

İskeleye geldiğimde, uzaktan görüp o zannettiğim karaltının gözlerimin oynadığı bir oyun olduğunu fark ettim. Kimseler yoktu aslında olması gerektiği yerde.

Peki neredeydi usta?

Yoksa sağlığıyla ilgili bir sorun mu vardı?

Ya da daha mı kötüsü?

Tüh! Evini de bilmiyordum ki!

Canımı sıkan düşünceler içerisindeyken, bir el dokundu omzuma.

“Yerimde gözün mü var kerata?”

“Ah be ustam,” dedim, sımsıcak sesi kavuştu rüzgâra…

kaş (2)_1024x655“Kalk bakalım yerimden. Daha sen o mertebelere ulaşmadın kerata. Hele bir aşkı yaşa, yak kavur, yan kavrul… Ailen olsun; sahiplen, sahiplenil… Hayatın anlamına var… Tecrübelen… Olgunlaş… Kaybet… Yalnızlaş… Hepsini öğren. Dünyan değişsin sonra, hepsini kaybet bir anda mesela, her şey anlamsızlaşsın senin için. Bunu da öğren evlat.”

Gülümsedi usta, beyaz sakalları uzamıştı.

“Hoş geldin evlat hoş geldin. Beni mi merak ettin?”

Bu adam biliyordu sanki benim düşündüğüm her şeyi.

Hâlâ gülümsüyordu.

Gülümserken,

Denizi seyrediyordu.

Kim bilir ne düşünüyordu.

Usta doğulmaz, olunurdu…

Evladın olmayan bir oğlana evlat demek,

Sadece usta olanlarda mahsustu…

                                                                                              YAĞMUR TANYILDIZ

Yorumlar

yorum