Merhaba 🙂

Uzun zaman oldu yazmayalı farkındayım. İnanın şuan ne kadar özlediğimi bir kere daha fark ettim. Neyse şimdi burada ”sivgili günlüğğk” ayakları yapıp sizi klişelerle boğmayacağım, merak etmeyin. 🙂

Bugün internette gezerken aşağıda sizinle paylaştığım videoya denk geldim. Format olarak kamu spotu diyebileceğim bir videoda sosyal sorumluluk ve mesaj içeren harika bir reklam filmi çekmişler. Bir o kadar da çarpıcı diyebiliriz.

donate a life

Yukarıda gördüğünüz üzere Amerika’da organ bağışını teşvik etmek için oluşturulmuş bir kurumun logosu.  (Amerika’da her yıl organ bekleyen insan sayısı 120 bin, Türkiye’de ise 28 bin.)

Konusu organ bağışı olan bir reklamı bu derece çarpıcı bir başlıkla ve harika bir senaryoyla vermişler. Emeği geçen arkadaşları yürekten tebrik etmek istedim.

Peki bu video benim için neden bu kadar etkileyici?

* Merak uyandıran ve küfür içeren bir başlığa sahip olması ve bunu çok iyi bağlaması,

* Herkese öz eleştiri yapacak şekilde doğru örnekle verdiği mesaj,

* Hikaye devam ederken arkadan güven verici bir dış sesin seçimi ile reklamın pozitif etkisi,

* Organ bağışı gibi çok büyük duyarlılık ve içeren bir konuyu çok doğru bir üslupla işleyip, bilinçlendirmesi,

* Son olarak herkese umut aşılayabilen optimist bir tarafının olması diyebilirim.

Reklam filmi çok güzel verdiği mesajlardan biri de kabahat ya da özür üzerine kurulu, aslında en sevdiğim noktası da burası diyebilirim. Reklam filminde hayatının 365 gününün her saatini dünyadaki herkese kötü davranıp, tam bir pislik gibi yaşayan biri anlatılıyor. Böyle biri bile öldüğünde organ bağışçısı olduğu için bir kahraman olabiliyor. “Organ bağışçısı olmamak için sizin özrünüz nedir?” şeklinde çarpıcı bir mesajla izleyiciyi vicdanıyla baş başa bırakıyor.

Şimdi gelip reklam filmini buraya ekleyip bir de üzerinden şurada şöyle oluyor, burada böyle oluyor diye anlatmam ironinin ve tezatlığın dibi olacağı üzere anlatmayacağım. Son olarak birkaç küçük yorumumu da burada paylaşıp gideceğim.

Hayatta ne kadar umutsuz anlarda kalırsak kalalım, inandığımız doğruların tersi de olsa umudumuzu yitirmemeliyiz. Yaşamın size nasıl bir yol çizeceği hakkında en ufak fikrimiz bile yok. Hayat büyük sürprizler veya güzel tesadüflerle karşınıza çıkabilir. Tıpkı benim bu hafta sonu çok değerli tiyatro sanatçıları Mutlu ve Zeliha Güney’in evlerinde misafir olarak kalmam gibi. (Yeterince merak uyandırdıysam, ben kaçıyorum.) 🙂

Özetle;

Even an asshole can save a life.
Bir pislik bile bir hayat kurtarabilir.

  İyi seyirler…

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

yorum