Anlatacağım kitap her ne kadar bir distopya gibi görünse de bu aslında bir distopya değil, bazılarımızın gerçekleri. Kimlerin mi gerçekleri? İran’lı kadınların, Mısır’lı kadınların, bu bizim gerçeğimiz. Peki bu kadınları aynı payda da toplayan şey nedir?

Baskı mı?  Şiddet mi?  Dışlanma mı? Hor görülme mi? Toplumsal ahlaki değerler mi? Örf ve ananeler mi? Eteğinden bacağı göründüğü için her defasında taciz edilmek mi? Evet aslında bunların hepsi. Ve görüldüğü gibi distopya da değil.

İşte Adam Şenel tam bu noktaya parmak basmış kitabında. Yine bir dünya düzeni kurmuş kafasında. Bir dünya düşünün ki orada dünyaya gelen insanların hepsi ikiz. Belli bir yaştan sonra da ikizleriyle evlenip yuva kuran kardeşler… İkiz dördüz aileler… Evet   Teleandregenos ütopyasına hoş geldiniz. Burada da amaç araç  ilişkisi yine bizlerle. Ama bu defasında kadınların ne kadar araç erkeklerinse ne kadar amaç olduklarından bahsediliyor dersek daha doğru olur. Şu tesadüfe bakın ki (!) bu dünyada da kadınlar 13 yaşından sonra yani cinsel erginlik çağına ulaşınca anahtarlı bir kafese giriyorlar. Anahtarlarsa  sadece babalarında ve sözde kamu görevlilerinde bulunmakta.  Ve kızlar bu kafese, demir kafese seve seve giriyor. Bundan övünç duyuyor. Duysunlar.

Bir de kordonlu dönem var tabi. Kordonlu beslenme dönemi doğduktan sonra da iki üç yıl kadar devam etmekte. Yalnız şöyle de bir şey var ki;  kordonun bağlandığı ilk bebek her zaman oğlan, ondan çıkarılıp ikici kez bağlandığı bebek ise her zaman kız. Bu nedenle ikizlerden kız olanı oğlanın artıklarıyla beslendiği için daha küçük ve çelimsiz. Ayrıca bu çocuklar hiçbir şeyi kendileri düşünemez. Onlara öğretilir. Daha önce başkalarınca bilinen doğru kabul edilen şeyler kendilerine belletilir. Öyle ki çocuklara ana babalar arasında bu kez besin değil, görünmez bir kordonla bilgi taşınır.

fgdfgdfgdfg-mediumKız çocuk oğlan nereye gitmek isterse onunla gitmek, onun canı ne zaman  yemek  yemek  isterse o zaman beslenmek, o ne zaman işemek isterse o zaman işemek zorundadır. Aile bunu söyler. Oğlan egemendir, erktir. Atadır. O ne derse odur.

Daha sonra sevimli ikizlerimiz birbirleriyle, evet birbirleriyle evlenirler. Anne babaları gibi olur çıkarlar. Çünkü bu böyledir. Çünkü bu, bu zamana kadar hep böyle olmuştur. Kimse neden böyle diye sorgulamaz. Fakat bu masalın sonu mutlu bitmez. Kadınlar ilkel komünel toplumdan bu yana hiç mutlu olamamıştır. Kadınlar erkeğini mutlu etmek zorundadır çünkü. Onlar okuyamaz yazamaz üretemez profesör olamaz.

Peki bu kadınların suçu nedir? İranlı bir kadın araba sürdüğü için kendini özgür ve mutlu sayarken  Alman bir kadın nasıl devlet başkanı olabilir? Özgürlük yanılsaması dedikleri bu mu oluyor şimdi?  Ya da bir kadın ki tek çocuğu olduğu için kendini sisteme karşı gelmiş hissetsin.

Fakat şu da acı bir gerçektir ki evde, işte, köyde, devlet dairesinde her zaman her yerde herkesçe dışlanan küçümsenen yine kadınlar olmuştur. Tecavüze uğradığı halde ölen yine kadındır. Çocukken evlendirilip birdenbire büyüyen yine kadındır. Beş çocuğunu şehit verip bağrına taş basan da kadındır.

Ama şu unutulmasın kadınlar; kainatın üzerine serpiştirilmiş bereketli tohumlardır. Onlar şifalı elleriyle, dualı dudaklarıyla bizleri, hepimizi sakinleştirip yatıştıracak umudumuzdur…


Ey bacım ağlamak için kollarına geldiğimde

Bir yabancıymışım gibi beni geri çevirme

                                                            Bob Dylan/ Oh Sister


 

Yorumlar

yorum