“Vicdansız siyaset toplumu da vicdansızlaştırıyor.” 

Oya Baydar 

Hayatımı en ince yerinden kopardığım tarihten beri aklımın iplerini saldım. Gelemedim kendime. Zaman zaman kalktım.

Tökezledim,

Başardım,

Yıldım,

Yıkıldım,

Bıktım,

Kustum,

Ağladım,

Rüya gördüm,

Sabah ezanı duydum,

Yataktan çıkmadım,

Bacaklarımı zor hissettim,

Çenem acıdı,

Yollar yürüdüm tek başıma,

Sahile indim,

Su bile durgundu, bir ben durulamadım.
Kadındım. Sevgimi kutsallaştırmıştım benliğimde. Kutsal sevgi ne güzel şeydi. Hücrelerimde dolaşıyordu. Heyecanı kalbimin çarpıntısıyla bir olup ışıltısı gözlerime vuruyordu. Ah o gözler…

13867085_10208679093567704_1078300679_n

Bir papatyanın canlılığında yaşam bulan, pencere önüne kuşlar konabilir diye yem serpiştiren ve umudu olan, masalsı şekilde eski aşklarını sebepsizce anlatacak kadar gözü kara cesareti olan ve sil baştan sevilere yüreği yeniden ayaklanan kadındım yahut kadınlardık.

 

Sevgi alfabede öğrendiğim ilk sözcüktü benim için de. Onsuz edemez, yaşam suyundan içemezdim. Anaçlığın vermiş olduğu sahiplenme ve koruma duygusu bir yana, sevgiye layık görülecek yaşam hayal etmek ayrı bir ütopyaydı. Dünyaya isyan eden, başkaldıran ve saçlarını her zaman küt kestirecek kadar yarası derinde olan kadındım. Sevgimden çalınmış, hakir görülmüş tüm bedenlere inat yine de tanrıyla ilişki yaşamak istiyordum. Tanrı’m ise kutsal kıldığım sevgiydi sadece. Bu yüzden iç bunaltıların, varoluş çabaların, dişiliğin, erkek hegomonyasının yer edinmediği toplumlarda gerçek sevinin özlemi içerisinde yanıp tutuşuyordum. Tüm gerçek sevgileri hak eden kadınlar olarak yanarak tutuşuyorduk, elden ele. .

“Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler”

Cemal Süreya dizeleri mıh gibi düşüyor aklıma yazının sonuna doğru. Daha neler değil mi?

Gerçek tanrıyı bulana kadar yeryüzünden gökyüzüne bakmaya ve Turgut Abi’ye* o durakta selam vermeyi arzulamayı dilerim.

 

* Turgut Uyar

 

 

 

Yorumlar

yorum