bcvcvbcvb_994x768Aslında hep böyleydi de ben mi büyüyüp dünya haliyle daha çok ilgilenmeye başladım, yoksa yaşadığımız yer hakikaten gittikçe iğrençleşti mi bilmiyorum ama her geçen gün bu coğrafyada yaşamak daha da güçleşiyor. Öyle bir hal aldı ki insanlık, yaşamak bazı toplumlara 5 beden büyük geliyor. İçimizdeki insan sevgisi ile boğuşuyoruz. Bu toplumlardan birinde yaşayan bizler, her gün o kadar haksızlığa uğruyor öyle bir şiddetle dayak yiyoruz ki, karşılığında aynı şiddetle çok daha sert saldırmamak için yüreğimizin yüzde yüzünü tutmaya çalışarak yaşlanıyoruz.

Yine de nafile bir çabayla anlamaya çalışıyoruz hiç tanımıyor olmamıza rağmen suratımıza yumruğu indirenleri, kendilerine hiçbir zarar vermemiş olmamıza rağmen bizden nefret edenleri, hiçbirini zorla içine sokmadığımız mekânlarımızı basanları, hiçbirine zorla giydirmediğimiz kıyafetlerimize laf atanları, hiçbirine yapamazsın dememiş olmamıza rağmen ısrarla bize yapabildiğini ispat edercesine bizi taciz edenleri ve daha nicelerini. Anlamaya çalışıyoruz. Anlamaya çalışıyoruz ki “öyle” olmayalım. Çocuklarımızı “öyle” büyütmeyelim. Ve anlamaya çalışıyoruz ki “onları” fark edebilelim. “Onlardan” uzak durabilelim. Canımızı kurtarabilelim.

Uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili araştırmalar sonucunda insan türünün doğasından kaynaklanan bir bağlanma ihtiyacı olduğu bulunmuştu. Vücudun kimyasal yapısını değiştirerek mutluluk hissi yaratan uyuşturucu madde kullanımı sanıldığı gibi önüne geçilemeyen bir bağımlılık değil bağlılık ihtiyacını gideren bir refleks. Sosyal hayatında kendisini mutluluğa bağlayabilecek bir neden bulamayan insanların maddeye bağlandığını düşünürsek, dini inanışlarından ve geleneklerinden dolayı maddeye bağlanamayan insanların hali ne ola ki diye sorabiliriz. Gönül isterdi ki bu insanların hepsi dini ritüellerine bağlanarak bağlılık ihtiyacını giderebilsin, ama gel gör ki bazıları bu eksikliği öfke bağımlılığıyla yaşayıp yaşatıyor.

İnsan duyguları ve duygulara bağlı oluşan tepkiler birbirleriyle ilişki içerisindedir. Örneğin dört temel duyguyu ele alalım sevgi, mutluluk, korku, öfke. Sevgi eksikliği nefreti, mutluluk eksikliği üzüntüyü, güven eksikliği korkuyu söz konusu eder. İnsanoğlu duygularını öğrenmeye başladığı çocukluk döneminde tüm duygularını açıkça gerçekleştirebilmeli ve farklarını öğrenebilmelidir. Hiç sevmemiş ve sevilmemiş yapayalnız bir çocuk ne kadar eksikse, hiç korkmamış, hiç üzülmemiş bir çocuk da o kadar eksik olacaktır. Eksik bir bireyden daha kötüsü ise duygularını karıştırmış bireydir.

Henüz duygularını doğru yerlere oturtamamış bir erkek çocuk düşünün. Karşısında bir baba görüyor ki sürekli öfkeli. Adam maç izlese gol olsa seviniyor sanırsın ama sağa sola gülümseyerek bağıra çağıra küfürlü şakalar yapıp şiddet gösteriyor=öfke. Eşi ona sesleniyor belki güzel bir haber verecek adam bağırarak cevap verip konuyu kapatıyor=öfke. Bir anda birisi karşısına çıkıp adamı korkutacak olsa karşındakine bağırıp çağırıp tekme tokat giriyor=öfke. Çocuk babasına sarılmak oynamak istese “eeeeh” diyerek elinin tersiyle itiyor=öfke. Adam ne yaşasa kurulu saat gibi öfke ile tepki veriyor. Rol modelimiz öfke makinesi gibi.

Bir gün çocuk üzülüyor, oradan biri diyor ki “Sus bakalım yahu erkekler ağlamaz.” Haydaa, ee bu duyguyla ne yapacağız şimdi? Bir gün çocuk korkuyor, biri yine “Erkeksin sen erkek adam korkar mı hadi bakalım,” diyor. Ee bu duyguyla ne yapacağız o zaman? Sevdiğini söylemez, sevse bile sevmiyormuş gibi yapar, çok da sevmez erkek adam, üzülmez, asla ağlamaz, korkmaz erkek adam. Ne kaldı geriye? Bütün bunları hissettiği zamanlar için tek bir şey kaldı; Öfkelenir.

Korktuğu zaman da öfkelenir. Sevdiği zaman da. Merak ettiği zaman da. Aslında her daim öfkelenebilir.

Özetle, sosyal bağlılığı olmayan, ailesine arkadaşlarına çevresine bağlanamamış, kendini tatmin edememiş öfke bağımlılılarının, üstüne bir de çocukluktan beri tüm duygularını yanlış öğrenip öfke diye kodlamış adamların gelişimsel bozukluğunu canımızla ödüyoruz.

Bugün haberlerde gördüğümüz, sokaklarda yaşadığımız budur.

Peki, hangi duygularının yerine geçiyor bu adamların öfkesi? Şahsi fikrime göre 1) Merak, 2) Korku.  Merak ederler sizi, nasılsınız, öfkelenirler. Korkarlar, sizi bilmedikleri için öfkelenirler. Hatta bir bakış açısına göre, sizi o kadar çok severler ki öfkelenirler… Canına yandıklarım.

Geleceğimizin ve sevdiklerimizin geleceğinin gelişimsel bozukluğa sahip şiddet bağımlılarına kurban gitmemesi dileğiyle..

Sevgiye ve mutluluğa bağlanın.

 

 

Yorumlar

yorum