untitled-1

Efkârın sessizliğine sızıyorsun gece gibi
bir eylül havasında hep bakışların,
uzun uzun dans ediyorlar tenimde
kulaklarımda sesinden kalmış şarkıların kırıntıları
Dinleyip dinleyip başa sarıyorum
tesadüf mü bilmiyorum
bu günde senin aldığın kazağı giymişim, diğer günlerde olduğu gibi
bu kazak o kazaksa
niye bu kadar üşüyorum

yanağıma kondurduğun hoşça kal öpücüğüne gidiyor hep ellerim
ellerim kırılsın
dudakların sanıyorum, dokunduğum yanaklarımı
hani rüyadaymış gibi
altını ıslatmak senaryosu gibi
hayatımın en anlamsız eylemine başlıyorum sonra
senin hiç bilmediğin bir yerde seni bekliyorum
beklemek diyorum, duyuyor musun

Bir sigara daha kurban yakıyorum ciğerlerime
Sarılmalarımızı hatırlıyor, anlık mutluluklarda kaybediyorum hüznü
Teninden bir uçurumda yuvarlanıyorum
Saçların dolanıyor boynuma
Ellerin sarmaşıklar gibi belimde
Ayaklarına kelepçeliyorum ayaklarımı
Ve bir ant olsun cümlesi dökülüyor dudaklarımdan
gözlerim, gözlerinin kıyısına dayandığında
Sen diyorum!
Ey yorgun yanı yüreğimin
Ölüm bir saniyede olsa yaşamaktan sonradır
Ant olsun ben bütün saniyelerimi sende öldüreceğim
Sen yoksan, sensizliğe ölürüm

Kaybettiğim hüzün bekliyor beni ayaklarının dibinde
Kelepçe kırılıyor, sarmaşık kopuyor
Bir yüreğim kalıyor kıyısında gözlerinin
Düşüyorum, göz yaşından ıslanmış hüznün çamuruna
Çok canım yanıyor,
zaten ben senden sonra canın yanmak için olduğunu da anladım
Fazla kulak asmıyorum işte

Acıya ritim tutmak nedir bilir misin sevgili
Kalp denilen uzvun, göğüs çeperine bir düşman gibi vurmasını
Sen bir kafa sesini beynin uçurumlarında oyaladın mı sevgili
Sevgili diyorum, kızmıyorsun değil mi
Çıplak kalmak elbisesiz kalmak mıdır sadece
Ben çıplak kalmaya sensizlik diyorum
Çok utanıyorum
Sen de bensiz kalmaya bir isim verdin mi
Ben sensizliğe bensizlik de diyorum
Sen kendini hiç kaybettin mi


Yorumlar

yorum