Robert-Deniro_1024x761Bir U dönüşü… Farları yanıp söndür, emin ol, işte tamam… Şimdi kaldırıma iyice yanaşabilirsin.

Otobüsü kaçırmış veyahut geçe kalmışsın. Gece geldi çattı, nerede ne kadar pis iş oluyorsa –keyfi hâlâ yerindeyse- oturup dinle şu adamı. Pekâlâ baykuş da olabilirdin. Gece vardiyasına kaldığın bir nöbet çıkışında, direksiyon sallayan şu taksi şoförü dostuna selam ver ya da sadece sız ve adresi söyle, unut gitsin.

Taksi şoförü Fly’la (gezgin bir ‘sinek’) tanışın fakat önceden söyleyeyim; taksilerin sadece sarı olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Katiller, fahişeler, deliler, devrimciler ve ayyaşlarla dolu macera romanına hazır olun çünkü biraz sonra Fly’ın yolu, Taxi Driver’daki Travis’in (Robert De Niro) güzergâhından geçecek. Ne diyordu Travis,

“Yalnızlık hayatım boyunca nereye gitsem peşimi bırakmadı. Barda, arabada, kaldırımda, her yerde. Kaçış yok. Ben Allah’ın yalnızıyım.”

Travis, şüphesiz Fly kadar kitap okumuyordu. İşten arda kalan vakitlerde okumayı seven taksi şoföründen bahsediyorum fakat bu yol Joyce’dan, Heinrich Böll’e, Camus’ya kadar uzanan bir yol. Fly’ın taksisi kendi çocukluğundan geçiyor, sirkte büyüdüğü o büyülü günlerden…

Kütüphanelerden geçiyor, karnavallara gidiyor; renkli bir şey anlatıyor. Bu renk başta pembe gibi güllük gülistanlıkken gitgide koyulaşıyor. Taksi bu ya… Başlangıç noktası belli, örnek yaşamlara tanıklık ettikçe de kaos’a, var olmayı sorgulamaya giden bir yol çiziyor bize.

Tekrar tekrar ıslak yollar altımızdan kayar…

Belalı mıdır, eli yüzü temiz midir bilinmez bir yolcu. Caddelerden geçiyor, ara sokaklara giriyor, fareleri biliyor, tüm delikleri… Tüm pislikleri. Kesik kesik şeritler geçiyor; bazen şehir içi hız limitini aşıyor, bazen de yavaşlıyoruz Karnaval’da.

Karnaval’ın odaları dağınık… Travis’in odası da öyleydi, Fly’ın da. Fly’ın ise kitaplarla başı dertte; tasnife ihtiyacı var hem de feci halde. Kitabı okurken Osmanlı’ya ve Türklere atıfta bulunduğu kısımların eğlenceli, kanımca da doğru olduğunu düşündüm. Bu tarz referanslı kitapları seviyorum. Karnaval da öyle, kendi içinde sıkı referanslar barındırıyor. Özellikle usta yazarlara yaptığı göndermeleri şenlikle okudum, aklıma geldikçe de güleceğim sanırım.

“Kitapların üstüne otururum, kitapların üstünde uyurum, kitapları solurum. Onları karakterlerine, tasvir ettikleri gökyüzünün rengine ve yazarları baş çevrelerinin ölçüsüne göre düzenlerim. Örneğin, James Joyce, başının çevresinden ötürü girişte yer alır. Rousseau ise sonlardadır, pencerenin tam yanında, ve bunun iki nedeni var. İlki, baş çevresinin darlığı, ve evet, bu kanıya kendi ampirik ölçüm yöntemimle vardım (İngiliz felsefe normlarını kullanma adına); ikincisi, mesanesini sürekli boşaltma ve doğaya yakın olma gereksinimi.

Mesane iltihabını, paranoyayı ve Kartezyen düşünceyi tedavi etmekte temiz havanın üstüne yoktur.”

Rawi Hage’in, Taxi Driver’a yeni bir bakış getirdiğini düşünüyorum. 1977 yapımı filmden arınmış, postmodern çağa ayak uydurmuş bir kurgu. Yazarımız Lübnanlı, Lübnan İç Savaşı’na tanıklık etmiş biri. Ayrıca Uluslararası IMPAC Dublin Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk romanı De Niro’nun Oyunu (2010) ve Hamam Böceği (2011) Everest Yayınları’ndan çıkmış diğer kitapları. Karnaval ise Aralık 2015’te Everest Yayınları tarafından yayımlandı.

Türkçesi, Avi Pardo’ya ait. Başak Güntekin yayına hazırlamış, Beste Doğan ise kitabın kapağını tasarlamış.

K. İskender, Karnaval için şöyle diyor,

“Bu kitaptan iki tane edinin. Biri size, diğeri ilk bineceğiniz taksinin şoförüne hediye.”

Korhan Futacı ve Kara Orkestrası, Abrakadabra adlı şarkıdan.

                                                                                                               Erdem Baykuş

Yorumlar

yorum