Sürdürülebilir enerji, GDO’suz besinler, doğal yaşam… İnsanın kopup geldiği bu yaşam tarzına duyulan özlem günden güne artıyor. Mağaralardan çadırlara, çadırlardan köylere,  köylerden kasabalara derken bugün modern şehirlerin içerisine hapsolmuş yaşamakta olan insanlık geçmişine özlem duyuyor.

Kullandığımız enerji temiz değil. Tükettiğimiz besinler sağlıklı ya da eskisi kadar vitamin ve mineral içerikli değiller. Modern hayatın getirileri mi? Tartışılır. Bir yandan çevreci firmaların ve kurumların bu tarz durumlara açtığı savaş diğer tarafta kapitalizm dedikleri sistemin getirileri… Kafalar doğa yanlısı, hayatlar yapay… Doğaya dönüş çabası…

Doğaya dönüş olarak nitelendirdiğime bakmayın, yine içinden teknoloji geçmeden olmuyor bahsettiğim küçük girişimler. Sürdürülebilirlik kavramı çağımızın vazgeçilmez bir terimi. O kadar tüketiyoruz ki yakında Dünya’da tüketebileceğimiz kendimizden başka bir şey kalmayacak. Bu korkularla, sürdürülebilir enerji, organik besin gibi hayati değerleri olan şeylerin peşinden koşuyoruz.

Gün geçmiyor ki yeni teknolojik gelişmeler ve temiz enerji kaynaklarına olan dönüş/yönelme konuşulmasın. Ne kadar hayal edersek o kadar gerçek olur mu bilemem ama girişimler söz konusu. Küçük çaplı bu girişimlerin ilerleyen zamanlarda işlerliği olsa dahi istenilen doğal hayata dönüşün mümkün olmadığını düşünmekteyim. Üzgünüm ama gelecek için ütopik hayallere sahip distopik gerçekleri kabul eden bir insanım. Tam da çağımıza uyan bir kafa yapısındayım yani.

Yine de bazı şeyler umudumuzu tetikliyor işte. Doğa âşıkları olarak heyecanlandığımız projeler fikirler geliyor. Henüz etkili ve dünya çapına yayılabilecek etkinlikte değil hiç biri. Ya da dış mihraklar yayılmasını istemiyor olabilir. Çok uzatmadan sürdürülebilirlik konusunda yeni bir girişimin haberini aldık, birkaç aydır konuşuluyor aslında, sizlerle paylaşalım istedik.

Gelecek olarak nitelendirilen bir köyden bahsedeceğiz; ReGen Köyü.

3060167-inline-1g-this-new-neighborhood-will-grow-its-own-food-power-itself-and-handle-its-own-waste

Hava kirliliği, temiz su, organik besinler ve sürdürülebilir enerji kaynakları gibi konulara özenle dikkat edilen bir köy tasarlandı. Kendi kendine yeten evler! Enerjisini kendi sağlayacak. Köyde üretilen ya da atık olan her şey dönüşüme sokulacak. Atık sular bitkiler için kullanılacak mesela. Enerji, jeotermal, güneş, güneş-termal, rüzgâr ve katı atıktan elde edilecek.

regenkoyu7

regen-villages-effekt-venice-architecture-biennale-2016_dezeen_1568_3_800x571Danimarkalı bir mimarlık firması olan EFFEKT Hollanda’da Almere yakınlarında projeyi uygulamaya koyacak, Şirket 100 evden oluşacak bu başlangıç köyü için bir model diyor. Diğer ülkelere de yayılarak bu tarz mahallelerin artacağını söylüyor. İsveç, Norveç, Danimarka ve Almanya için pilot projeler tasarlanırken, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin ve Afrika da projenin gerçekleşmesi planlanan ülkeler arasında bulunuyor. Bu yaz yapımına başlanacağı duyurulmuştu projenin. Son durumu hakkında şimdilik bir bilgimiz yok.

regen-1

Fakat bazı sorularım var ki; Bu köylere kim yerleşecek? Dünya nüfusu göz önüne alındığında, bu mahalleler matematiksel olarak gerçekleri yansıtacak sonuçlar elde edecek mi? Geleceğin küçük kurtarılmış alanları olarak mı kalacaklar? Büyük çaplı bir kurtuluş yolu ütopyadan öteye geçmiyor kanımca. Bunca insanı ve düzeni söküp bu tarz projelerle yeniden şekillendirmek zor, uzun ve maliyetli… Yani aslında kapitalizmin şuan desteklediği bir proje kapitalizmin de bir çöküşü değil mi? Sistem bu denli bir değişimi kabullenmeyecektir, diye düşünüyorum. Umarım yanılırım.

Yorumlar

yorum