Bu zamana kadar pek çok kitap için ‘baş döndürücü’ tabiri kullanılmıştır. Ama emin olun hiç biri Adam Şenel’in bu kitabı kadar baş döndürücü olamaz.  Kitabı okurken beyin hücrelerinizin hareket ettiğini hissedeceksiniz.

Ozmos Kronos terliklerini çağırdı. Terliksi hücrelerden yarattığı terlikleri gerinerek gelip ayaklarını sardılar… Cansız varlıkların yerini canlı varlıkların aldığı bir dünya düşünün…  Dünya üzerinde cansız hiç bir şeyin kalmadığını… Tabutların, eski eşyaların, eski kıyafetlerin… Çünkü Adam Şenel’in dünyasında cansız hiç bir varlığa yer yok. Genetik şifrelerin çözüldüğü, tek hücreli canlıların eşyalara dönüştürüldüğü, hücre yenileme ve klonlama ile ölüm ve yaşlanmanın tarihe karıştığı bir dönem. O dönemde savaş utanılacak bir olgu. Ölüm yok. Bellekler dahil her şey yeni bedene, yani klona aktarılabiliyor.

Kitapta mitoloji ve bilimsel terimler geniş yer kaplıyor. Ama asıl sorun amaç-araç ilişkisi. İnsan amaç mı, araç mı? Amaç olan aslında araç mı? Şenel bu ütopyasında aslında kendisiyle konuşuyor. Sorular soruyor, bazılarını cevaplayıp bazılarının ise çözülemeyeceğine karar veriyor.   Kitapta karşılaştığımız şey aslında bizim çok iyi bildiğimiz bir kısır döngü…

“…Hareketli araçlar icat ettik. Sizi araçlıktan azad  ettik. Artık size köle değil ancak emekçi denecek türünden parlak söylevler verildi. Ancak hepsi kendi amaçları için değil başkalarının amaçları için çalışmaktaydı. Ellerindeki cansız araçlar başkalarınındı.”

llkllkslk-medium“…Organik devrim öncesi emekçiler hafta boyunca araç gibi kullanılacaklardı.Hafta sonunda bu gerçeği unutturmak için ruhları yıkanacaktı. Kendilerine ‘patronun değil,tanrının kulu’ oldukları anlatılacaktı.”

“…İşçilere bir önceki çağın artıkları sunuldu. Onlara çağın bilgileriyle beslenme olanağı verildi. Kurama, eyleme eğilimli görünenleri ise, tek yönlü bilgilerle beslendi.”

Bu satırlar size neyi anımsattı?

Kitaba neden Ozmos Kronos ismi verildiğine gelince;

Eserde zamanı simgeleyen mitolojik bir sözcük olan ‘Kronos’ aslında Uranos (gök) ile Gaiga (yer)’nın son oğullarıdır. Babası Uranus’u birer tırpanla iğdiş ederek baş tanrı olur ve titanlardan Rehia ile evlenir. Onun kaderinde de babasına yaptığı  ile karşılaşmak vardır. Kendisi bunu bildiği için bütün çocuklarını yutar. Fakat Rehia, Zeus doğduğunda ona yutması için bir taş verir ve Zeus’u da Gaiga’nın   yardımıyla Girit’e kaçırır. Daha sonra geri dönen Zeus Kronos’a öbür kardeşlerini kusturur. Titanlara karşı uzun süren savaşı kazanır ve baş tanrı olur, kardeşleriyle yeryüzünü paylaşır. Bu mitolojik öyküden çıkarımla kitaba Ozmos Kronos isminin verilmiş olması belki de asırlardır süregelen efsaneleşmiş bir iktidar mücadelesine dem vuruyordur.

Bunların dışında kitapta altı çizili oldukça önemli yerler var.

“…bin hücre üretip, ancak birini baş göz edebilen erkek mi? Bir hücre alıp, karşılığında yüz binlerce hücre üretip veren kadın mı araç idi? Cinsel ilişki bir amaç mıydı,  araç mıydı? İki küçük hücrenin birleşmesi için harekete geçirilen koskoca organlar, küçüklerin aracı mıydılar? Koca ana, koca baba çocuğun araçları mı? Yoksa tersine doğacak yavru, iki yetişkinin bir anlık hazlarının aracı mı?”

“…İnsanlar, saymadıkları şeyleri bol bol harcayan canlılardır. Saymaya başladıkları zaman satmaya başlamalarıyla, öteki hayvanlardan ayrılırlar.”

Altı çizili olması pek mühim değil. Kitap zaten başlı başına bir baş yapıt. Bu kitabı herkes okusun isterim.

 

 

Yorumlar

yorum