Aslında her şeyin yolunda gittiğini düşündüğüm yakın bir zaman diliminde kendi kendimin moralini bozabilme yeteneğimi keşfettim. Ve bunu uzun zamandır beklediğim bir filmi sinemada izlerken başardım. Artık kafamda neler kurduysam…

Filmi izledim ama filmden hatırladıklarım sadece sondaki yazılardı. Bakmakla, görmek arasındaki farkı orada bir kez daha anlamış oldum.

Hep diyorum insan çok acayip bir şey diye.

Birkaç gün sonra henüz kendimi toparlayamamış iken, ofiste boş bir A4’e bir sürü bina, kalabalık bir şehir tasviri çizmeye çalıştım (çizim kabiliyetim pek iyi değil farkındayım).

IMG_4823

Tabii bunu yaparken de bir yandan çalışıyordum. Telefonlar, mailler…

Aynı gün, işten çıkıp eve giderken evimin bulunduğu caddenin girişinin polis tarafından kapatıldığını gördüm. Caddeye giriş yasak dediler. ‘E evim burada’ deyince iki polis eskortluğunda oturduğum binanın kapısına doğru ilerlemeye başladık. Olayı sorduğumda intihar vakası olduğunu, yan binanın çatı katından bir gencin kendini boşluğa bıraktığını söylediler.

Etrafını kapattıkları cesedi bir açıklıktan istemeden de olsa bir anlık gördüm. ama o kare o kadar beynimde yer etmiş ki, bir türlü unutamamıştım.

Sonraki birkaç gün ben ben değildim artık. İyice kötü olmuştum. Sürekli uzaklara bakıp dalmaya başlamıştım. Dikkatimi bir türlü toparlayamaz olmuştum. Durumun hiç iyi gitmediğine kanaat getirerek, işten bir haftalığına izin aldım. Biraz yatayım, dinleneyim, evden çıkmayayım belki kendime gelirim diye düşündüm sanırım.

Eve geldim ve çantamı boşalttım. Bir de baktım o karaladığım kâğıdı da almışım. Güzel olduğunu düşündüğüm için de panoya asmaya karar verdim.

Resme dalgın dalgın bakarken, daha önce fark etmediğim, küçük bir detay dikkatimi çekti.

IMG_4823

Yorumlar

yorum