Son dönemde ekranlarda ve sinemada daha fazla görmeye başladığımız güzel oyuncu Merve Akaydın ile sizler için hiç konuşulmayanları konuştuk. Bugüne kadar Merve Akaydın hakkında bilinmeyen birçok noktaya değindik ve keyifli bir röportaj hazırladık. 1989 yılında Antalya’da doğan Merve sinema ve dizi sektöründe basamakları üçer-beşer çıkmaya devam ediyor. Harika proje ve işlere imza atmaya devam edecek gibi gözüküyor, lafı daha fazla uzatmadan sizi röportaja bırakıyoruz…

IMG_0170Bilmeyenler için Merve Akaydın’ın sözlük tanımını yapar mısın? Kimdir Merve Akaydın?

Akdeniz kanı taşıyan, samimiyete önem veren, uysal fakat damarına basıldığında hakkını savunmaktan geri kalmayan, kendi yarattığı dünyayı yaşamak için ufak ufak adımlar atan.

Nasıl bir aileye sahiptin? Nasıl bir sosyal çevre ve çocuklukla bu günlere geldin? Nelerdi zorlukları ve güzellikleri?

Zor bir çocukluk geçirdim aslında. İlk defa böyle bir soru sorulduğu için söylüyorum. Sekiz yaşımda babamı kaybettim. Bir kız çocuğu olarak babasız büyümek benim için zorlayıcı oldu; hâlâ zaman zaman etkilerini yaşıyorum ama onun dışında her çocuk gibi oyunlarla, hayâl kurmalarla geçti. Benim çocukluğumda komşu kültürü daha yoğundu. Mahalle kavramı vardı. Çoluk çocuk iç içeydik. Kumdan pasta yapar, çin çan oynardık, sokakta olmak güzeldi. Paylaşımımız yoğundu. Çocuk gibi çocuktuk yani düştük de, zıpladık da.

Sonrasında konservatuvara girdin; peki bu süreç nasıl geçti? Aldığın eğitim oyunculuğunu, hayata bakışını nasıl şekillendirdi?

Çok etkisi oldu. Baba figürü olmadığı için hayatımda annem inanılmaz korumacıydı. Üniversitede tüm sorumluluğun bende olması, yalnız olmak benim için olgunlaşmanın başladığı yer oldu. Hayâlini kurduğum mesleği Türkiye’nin en iyi okulunda tamamlamak hem gurur verici hem de heveslendirici oldu benim için. İsteklerim konusunda gözü kara ve inatçı olurum, sonuna kadar da giderim. Konservatuvar okumak benim için birinci basamaktı.

Konservatuvardan sonra birçok oyuncu gibi meslek hayatına dizilerle başladın. Bu bir tercih midir yoksa sektörün gerekliliği midir? Sektöre dizilerle giriş yapmış biri olarak bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Benimki tamamen tesadüfî oldu. İstanbul’a yerleştim, iş geldi kabul ettim. Henüz plan yapmamıştım. Ayrıca dizi, tiyatro, sinema hangisi olursa olsun önemli olan oyunculuk yapıyor olman. Neyle başladığın önemli değil, işin içinde ne kadar olduğun önemli çünkü hepsinde oyunculuk yapıyorsun.

Yine bu sektörde, son dönemlerde üretilen filmler ve dizilerde işlenilen konular IMG_0172birbirine fazlaca benzer ve yaratıcılık sıkıntısı çekiliyor gibi. Örnek olarak; İslamî korku filmleri, sırf bel altı edebiyatı üzerine kurulu veya yerel komediler, bitmek bilmez aşk-entrika temalı dizi ve filmler vs. Bunun yanında izleyicinin artık sıkıldığı farklı bir sürü unsur var. Bir oyuncu olarak bu gidişata nasıl bakıyorsun, nedenlerini neye bağlıyorsun? Bir sorun olarak görüyorsan, nasıl düzeleceğini düşünüyorsun?

Sektörde tüketim çok hızlı. Üretim içindeyken daha titiz davranılsa verimin yükseleceğini düşünüyorum.

Senin film ve dizi seçimlerinde, bu ölçüde prensiplerin, sınırların var mıdır? Kabul etmeyeceğin bir proje olur muydu? Bu doğrultuda reddettiğin bir teklif var mı?

Henüz reddettiğim bir rol olmadı. İnanmadığım bir projenin içinde olmak istemem elbette.

Piyasaya her geçen gün yepyeni oyuncular geliyor, bunlara başka sektörlerden gelen manken ve şarkıcıları da sayarsak oyunculuk rekabeti daha da zorlaşıyor olsa gerek. Bunu nasıl değerlendiriyorsun? Onların arasından sıyrılmanın yolu nedir senin için? Bakıldığında mankenler de genç ve güzel; öyleyse onlardan ayıran oyunculuğun farkları neler ya da kazandırdığı avantajlar neler?

Konservatuvar mezunu olmak en büyük fark aslında. Diğeriyse elbette samimiyet. Seyirciyi oyunun içine çekebilecek kadar samimi ol ki hep oraya dahil olmak istesin. Yaşatmak mühim mesele.

Herkesin ünlü olmaya çalıştığı bu dönemde, size göre sanatçı ve ünlü ayrımını yapar mısınız bizler için? Sanatçı olmanın farkı nedir, ne olmalıdır?

Popüler kültürde yer almakla sanat yapmak arasında epey bir fark var. Ünlü olmak artık o kadar kolay ki olay sindirebilmek ve kendini yönetebilmekte sanırım. Gereksiz kibir yapıp insanlara yukarıdan bakıp tanrılaşan star zihniyetli ünlülük gerçekten korkutucu. Bizlerin yaptığı iş garsonluktan farklı değil ki, tanınıyor olmamız dünyayı kurtardığımız anlamına gelmiyor. Mütevazılık o kadar önemli ki sanatçıyla ünlülük arasındaki en önemli fark burada gibi geliyor bana.

IMG_0178Toplumla doğrudan bağlantılı bir iş bu. Bu durum hem ahlâkî açıdan hem sanatsal açıdan topluma karşı bir sorumluluk yüklemeli midir? Bu noktada nasıl bir sorumluluk hissediyorsun ve bu topluma şimdi ve gelecekte nasıl bir katkıda bulunmak istiyorsun?

Katkıda bulunmak gibi bir derdim yok. Örnek teşkil etmek konusuna gelirsek elbette beni seven insanlar ve yaptıklarımı yapan insanlar var. Bu noktada tabii ki paylaşımlarıma ve yaptıklarıma dikkat ediyorum. Fakat inandığım doğru benimdir ve kimse onu örnek almak durumunda değil, ondan ben ve deneyimlerim sorumlu.

İşin gereği toplumu yakından takip ediyorsundur. Toplumumuzun yapısını nasıl değerlendiriyorsun? İlerleyen zamanda daha da ünlendikçe toplumdan kopuş yaşayacağını ve sonucunda bu takibin zorlaşacağını düşünüyor musun?

Onlara dokunmadan bu kadar güçlü, umutlu, heyecanlı olamam.

Son dönemlerde ideolojik olarak tavır koyan sanatçılar mevcut. Bu sanatçı aktivistliğini doğru buluyor musun?

Niye yanlış bulayım? İnsanlar inandıklarını olduğu gibi söyleme hakkına sahip, taraf olup olmamak size kalmış. Yargılamadan dinlemeyi ve öğrenmeyi umarım bir gün öğreniriz.

Yine sosyal medyadan seni seven gençlerin oluşturduğu büyük bir kitle var. Türkiye’de gençlerin, genç oyunculara bu kadar hayranlık beslemeleri normal mi sence? Gençlerin seni idol olarak görmeleri bu açıdan bakarsak, korkutucu değil mi?

Derecesi önemli tabii. Ayarı kaçarsa korkutucu olabilir durum. Önce kendilerini sevsinler, onlardan daha değerli bir şey yok çünkü.

Bu kadar genç bir kadın olarak, yaşça nispeten küçük kitlenin sana hayranlık beslemesi, her hareketinin onları yönlendirebileceği ihtimali sana bir sorumluluk yüklüyor mu? Gerek sosyal medyada gerek özel hayatında aldığın kararları nasıl etkiliyor bu durum?

Elbette yüklüyor. Paylaşımlarıma dikkat ediyorum onları kötü yönde etkilemek beni çok üzer.CcZpMlUWAAU3sEY

Mart ayında “Ceberrut” ve “Emicem Hospital” vizyona girdi. Tebrik ediyoruz. Bu yoğun mesailerin sonucunda geleceğinden neler bekliyorsun?

Başarı şu anlık bu kadar. Daha geleceği bilemiyorum. 😉

Son olarak sosyal medyada gördüğümüz kadarıyla iyi bir Fenerbahçelisin. Van
Persie’ye yeterince aktarılamayan toplarda hücum kombinasyonunu yetersiz görüyor musun? Souza-Topal tandeminin bu anlamda, sıkıntı olduğunu düşünüyor musun?

Van Persie’nin hücum organizasyonlarında yeterince top alamadığını düşünüyorum. Daha fazla topla buluşması gerekiyor. Topal-Souza tandemini fazla defansif buluyorum. Daha fazla atak yapmamız gerekiyor. Ayrıca en büyük Fenerbahçe! :))

Yorumlar

yorum