Kendisine ayrı bir sempati ve saygı beslediğim Avusturyalı fotoğrafçı Mario Marino, 2000 yılından bu yana insan yüzleri için dünyanın dört bir yanında koşuşturuyor. Marino aşağıdaki röportajında 2013’te Hindistan’ın Rajasthan kentine ziyareti sırasında çektiği fotoğrafları ve bunların insanlarla bağ kurmada hem kendisi hem de işi için ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.

Kendisine ayrı bir sempati ve saygı beslediğim Avusturyalı fotoğrafçı Mario Marino, 2000 yılından bu yana insan yüzleri için dünyanın dört bir yanında koşuşturuyor. Marino aşağıdaki röportajında 2013’te Hindistan’ın Rajasthan kentine ziyareti sırasında çektiği fotoğrafları ve bunların insanlarla bağ kurmada hem kendisi hem de işi için ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.

Kendisine ayrı bir sempati ve saygı beslediğim Avusturyalı fotoğrafçı Mario Marino, 2000 yılından bu yana insan yüzleri için dünyanın dört bir yanında koşuşturuyor. Marino aşağıdaki röportajında 2013’te Hindistan’ın Rajasthan kentine ziyareti sırasında çektiği fotoğrafları ve bunların insanlarla bağ kurmada hem kendisi hem de işi için ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.

S: Bu projeyi üstlenmek için size ilham veren, motive eden ve bu sıra dışı resimleri oluştururken görmeyi umduğunuz şey neydi?

C: Hint kültürü de dâhil olmak üzere diğer kültürlere de her zaman büyük bir ilgim olmuştur. Hint yüzlerinin olağanüstü yanı ve elbette insanlarla birlikte onların kültürel geçmişleri ve kişilikleri beni kendilerine hayran bırakıyor.

S: Bu görüntüler dünyada var olmanın ve yaşamanın verdiği sevincin en sade hallerine dair karşı konulamaz hisler uyandırıyor. Resimlerde çok olumlu ve canlandırıcı bir şeyler olmasına rağmen çok belirgin mutluluk ifadeleri de yok. Buna katılır mıydınız ve eğer öyleyse bu izlenimin oluşmasını sağlayan yaklaşımınızla ilgili şey nedir?

C: Kesinlikle katılıyorum. Bana göre dünyamızda korku, zulüm ve yoksulluk ne kadar fazla olsa da insanların güzelliğini ve asilliğini göstermek bir gereklilik. Ben insanı tam anlamıyla çok seviyorum. Ve anahtar bu. İnsanların resimlerini çekerken kendileriyle gerçekten ilgilendiğimi hissetmeleri lazım. Aksi takdirde bu yoğunluğu ve çarpıcılığı yakalayamazdım.

S: Peki fotoğraflarınızı nasıl tanımlardınız?

C: 16 yıldır bir portre fotoğrafçısı olarak seyahat ediyorum. Yürümek ve empati kurmak benim işimin anahtarı. Normalde, insanlara bakmak ya da onları aramak için günde 8-10 saat dolaşıyorum. İnsanların hayatlarını okumaya çalışıyorum. Yaşadıkları koşulları, hissetmek zorunda kaldıkları duyguları… İnsan, benim fotoğraflarımın merkezinde yer alıyor.

©by Mario Marino

Bu resimdeki baba ve iki çocuğuyla Pushkar’da tesadüfen tanıştım. Ben ve sürücüm yaklaşık 8 saattir şehirde dolaşıyorduk ve çok yorgunduk. Bir şeyler içmek için durduğumuzda bu güzel adam benden biraz para istedi. Kendisi dilenciydi. İnanılmaz bir karizması vardı. Hemen bir fon aramaya başladım, bir evin duvarı ya da herhangi bir şey. Onu bir gölgeye yerleştirdim; diğer taraftan gün ışığı vuruyordu. Ve hepsi bu. Dört ya da beş fotoğrafını çektikten sonra ona biraz para verdim ve ayrıldılar.

©by Mario Marino

Burada ilk başta sadece büyükanne vardı. Onun birkaç fotoğrafını çektim. Sonra aniden bu ufaklık beliriverdi. O kadar mutlulukla, güçle ve umutla doluydu ki. Bu gerçekten inanılmaz. Her şey çok çabuk oldu. Birkaç fotoğraf daha çektim ve işte bu. Bu fotoğrafı çok seviyorum. İki nesil arasındaki farkı görebilirsiniz ve sanırım bu küçük çocuğun geleceğini de hayal edebilirsiniz, hatta belki Rajasthan’ın geleceğini. Burada çok fazla enerji ve güven duygusu var.

©by Mario Marino

Yürürken, otobüsün içinde bu büyüleyici yaşlı adamı gördüm. Gözlerimde sorularla ona baktım. Duymuşçasına kabul etti ve başını salladı. Ben de fotoğrafını çektim. Benim için çok şanslı bir durumdu. Tüm detayların oldukça farkındaydım. Bu çok sezgisel bir durum olsa bile bir şekilde önceden planlanmış gibiydi. Bunlar tesadüften doğan şeyler değil. Verdiğim değerin ve tecrübemin sonuçları.

©by Mario Marino

Bu harika bir resim. Buradaki müzisyenlerin çok iyi bir enerjisi vardı. Etraftaki herkes mutluydu ve büyük bir beklentiyle konserin başlamasını umuyorlardı. Yani ortamın havası kusursuzdu. Ve bu adamlar gerçekten harikaydı. Ben bir sinema meraklısıyım ve onlar bana Stan Laurel ile Oliver Hardy’yi hatırlatıyor. Bundan dolayı bu resme ne zaman baksam gülerim.

Diğer fotoğraflara aşağıdan bakabilirsiniz.

  1. ©by Mario Marino
  2. ©by Mario Marino
  3. ©by Mario Marino
  4. ©by Mario Marino
  5. ©by Mario Marino
  6. ©by Mario Marino
  7. ©by Mario Marino
  8. ©by Mario Marino
  9. ©by Mario Marino
  10. ©by Mario Marino
  11. ©by Mario Marino
  12. ©by Mario Marino
  13. ©by Mario Marino
  14. ©by Mario Marino
  15. ©by Mario Marino
  16. ©by Mario Marino

– Leica Internet Team –

 

Yorumlar

yorum