Türkiye’de kadın olmak zor, peki ya kadın şair olmak? 1970’te İzmir’de “Çiçekli Şiirler Yazan Kadın” doğdu. Belki doğduğunda Kordon boyunca papatyalar dikemedik ama o, güzel ömründe her birimizin gönlüne papatyalarını dizdi. Ona bir isim vermeye çok çalıştım. Didem Madak’la ilk tanışmamı Ahlar Ağacı şiiri sağlamıştı. Çok ağlamak istedim ama bir şaire “böyle başlanmazdı.” “İç ses” diye çok kez andım kendisini, bir kadın bu kadar güzel olabilir miydi? Bir kadın tek bir sözle birçok şeyi bir çırpıda anlatabilir miydi? Didem Madak sadece şair miydi, güzel bir kadın mıydı? Didem Madak’ı anlatmak haddime değil, hep böyle hissederim. Kısaca “Madakoloji” derim bu konuya. Didem Madak ve şiirleri bir bilimdir benim nezdimde. Divanların altında çok aradım Madak’ı, çok elimi uzatmaya gayret gösterdim. 2011’de onu kansere yenik düşerken görmek; gökyüzünden kendimi izlemiştim. Ektiği papatyaları sulaya sulaya yıllarca andım Madak’ı. Aşık olmanın ötesinde duygular hissedilebilecek bir kadındı Madak, anlattığı şeyler boğazı düğümlüyor.

didem_madak_1024x766İlk defa Çalıkuşu’nun Z Raporu şiirini seslendirmiştim. “Dilimin duaları sayıklayarak” hep tekrar ettim şiirleri, adım adım ölçtüm. Hepsi tastamam 41 yıldı. Sadece 41 yıl olabilir miydi Tanrım? Bu derece erken mi olmalıydı ayrılıklar, bu kadar uzak mı olmalıydık birbirimize…

Bakın nerelere daldık hemen…

Türk Şiir Tarihinin en iyilerinden biri olan Madak, ölüm mü yoksa aşk mıydı yanıt veremiyorum. Lakin güzel olan şu ki bu kelimelerimin yetersiz kalacağı kadına bir belgesel hazırlanıyor. Merakla bekliyoruz, bize bir görev düşerse yerine getirmeye de hazırız.

“Annem ki beyaz bir kadındır, ölüsünü şiirle yıkadım,” diyor sonra yine delik deşiyor ediyor tüm yazdıklarımı. İlk defa onu yazmaya cüret etmiştim. Sanırım bu son olmayacak, daha çok kez Didem Madak’ı konuşacağız…

Şöyle bitirmeli;
“İç ses diye söylendim,
Raydan çıkma bundan sonra”

Yorumlar

yorum