Kitaplar komodinimin üzerinde duruyor. Onları düşünüyordum. (…) Her iki yazar da kendi canına kıydı. (…) Daha genç, dini bütün bir rahip yardımcısı olan ve her türlü zorluğa katlanıyor gibi görünen Dazai, birkaç başarısız intihar girişiminin ardından Ryunosuke Akutagawa ve Osamu Dazai zihnimi öylesine kaplayan kitaplar yazdılar ki, şimdi aynı an, kendini, sevgilisiyle beraber Tamagawa Kanalı’nın çamurlu, taşkın sularına bıraktı.”

– Patti Smith, M Treni kitabından

bvnvbnv_399x600İlk karşılaşmamız M Treni’nin paslı bir vagonunda böyle oldu Dazai’yle. Patti Smith’in eşsiz kitabından, sadece kısacık bir bölümde pek ilgimi çekmeyen bir isimdi.

Bu “aykırı adamın” hayatından birkaç kesit okuduğumda, “işte gerçek bir yitirilmiş,” diye iç geçirdim kendi kendime. Çocukluğunun iç dünyasını “ölü” olarak tanımlarken insanlarla o küçük yaşlardaki tek bağını yaptığı şaklabanlıklar ve mutlu görünmesiyle tanımlıyordu. Akrabalarının uyarıları ve azarlamalarına aşırı hassaslığı tepkisizlikle sonuçlanıyor, insanlarla birlikte yaşayamama konusunda daha o yaşlarda kendini ikna ediyordu. Şaklabanlıkları, zengin ailesini, hizmetçileri ve çevresindeki insanları güldürürken o bunu dikkat çekmemek için insanlarla arasındaki bir perde olarak kullanıyordu. Toplu aile fotoğraflarında ciddi suratların arasında, hayat dolu ve gülümseyen tek surat onunki oluyordu.

“Yaşamım utançlarla doludur. İnsan yaşamının ne olduğu hakkında bir fikrim yok.”
– Osamu Dazai, İnsanlığımı Yitirirken 

Lise yıllarıydı ve altı üstü bir öğrenciydi. Eski bir pansiyonun loş bir odasına taşınmış, iki üç günde biten aylığı nedeniyle para sıkıntısı çekiyordu. Aile fertlerine telgraflar, kısa mektuplar yazarak para istiyor ve karşılığında da çocukluğundan kalan şaklabanlık alışkanlığını yazılarında sürdürerek insanları güldürmeyi umuyordu. Dersleri asmış, resim yeteneğini ise bir kenara itmişti. Ucuz içki ve trajik aşk hikâyeleri arasında bir döneme girmişti artık. Tabii parasızlık bu dönemi de kapatmasına sebep olacak ve aslında kendini hiç ait hissetmediği Marksist öğrenci birliğinin içinde, sadece yasadışılığından dolayı bir süre rol alacaktı.

“Bir giysi yapmak üzere kumaşı keserken yanlış ölçü alınmışsa, parçaları birleştirmek olanaksızdır, hepsini atıp yeni bir kumaşla işe başlamak gerekir.”
– Osamu Dazai, Batan Güneş 

cvxcvxcvx_399x600İlk aşk ve bir gece intihara birlikte karar vermek… Kayalara bırakılan emanet bir kuşak ve bir palto… Kadının ölümü, Dazai’nin ise kurtulmasıyla sonuçlanmıştı. Henüz lise öğrencisiydi. Hastanede sol akciğerindeki hastalık tespit edilmiş ve kan kusuyordu. Ölene kadar devam edecek rahatsızlığının ilk teşhisi de böyle konulmuştu.

1947’de en iyi bilenen çalışması Shayo (Batan Güneş) yayınlandı. Çalışma, aynı zamanda onun büyük bir hayranı olan Shizuko Ōta’nın günlüklerine dayanıyordu. Tanışıklıkları 1941 yılında olmuş, 1947’de ise Shizuko, Osamu’nun kızı Haruko’ya hamileydi.

 

Shizuko Ōta

fdgdfgdfgxcv_499x600

Daima ağır bir içici olan Osamu, alkolik olmuş, aynı zamanda morfin bazlı ilaç bağımlısı haline gelmişti. Bu dönemde, kızını ve karısını terk ederek kocasını savaşta kaybetmiş bir dul olan Tomie Yamazaki’yle birlikte yaşamaya başladı. 1948, Mayıs ayının ortalarına kadar İnsanlığımı Yitirirken adlı otobiyografisini bitirerek 13 Haziran’da sevgilisiyle birlikte nihayet defalarca denediği intiharı başarıya ulaştırdı. Bedenlerinin ise bulunması doğum günü olan 19 Haziran’a rast geldi.

 

“Ölmek istiyorum, daha fazla ölmek istiyorum. Artık geri dönüşüm yok. Ne yapsam da, nasıl yapsam da sonu olmuyor. Utançlarıma utanç katıyorum. Bisikletle, yeşilliklerle kaplı şelaleye gitmek gibi şeyler benim isteyebileceğim şeyler değil. Yalnızca, kirli suçlarıma utanç dolu sefil suçlar ekleniyor. Ölmek istiyorum, ölmeliyim. Yaşamam bir tür suç.”
– Osamu Dazai, İnsanlığımı Yitirirken

mönbdgsfg_742x600

(Dazai ve Tomie’nin altı gün sonra bulunan bedenleri)

 

Sadık Hidayet, Cesar Pavese, Ernest Hemingway, Osamu Dazai, Ryunosuke Akutagawa, Sylvia Plath, Virginia Woolf…
Yaşamlarını intiharla noktalarken bir şeyi hesaba katmadılar. Yazdıklarıyla aslında üç nokta bıraktıklarını ve gelecek nesilleri eşsiz yazılarıyla etkileri altında tutacaklarını…

Devam edecek… (M Treni’nde Ryunosuke Akutagawa’yla karşılaşmak)

Yorumlar

yorum