Edward_Calvert_-_The_Sheep_of_His_Pasture_-_Google_Art_Project_1024x539Bilim Makası’nda sırayla ilerliyoruz. En başta MÖ 10.000 ilâ 14.000 yıllarında kurtların evcilleştirilmesiyle başladığımız hikâyemize onların ardından evcilleştirilen koyunlarla devam ediyoruz.

İnsanoğlunun tarihsel dönüm noktalarından bir tanesi olan evcilleştirme uğraşının devamı niteliğinde bu yazı. Günümüzün diğer “evcil” bitki ve hayvanlarının yanında çeşitli keşifleri ve köşe taşlarını sunarak bilimsel tarihe dayalı bir dizi şeklinde ilerleyeceğiz, elbette siz sevgili Bilim Vagonu yolcularıyla birlikte..

Şimdi bu kısa açıklamadan sonra dönelim emektar koyunlarımıza…

030_806x768Koyunlar, bugün hâlen Kuzey Afrika, Avrupa ve Batı Asya’da ekonominin önemli bir parçası. Uzun bir süre önce ise çok daha önemliydiler. Yünlerinden giysiler yapılır, sütleri içilir, peynirleri ve etleri yenirdi. Duvar kilimleri ve halılar, kış mevsimi için battaniyeler koyun yününden örüldü hep. Hatta hâlen ören ninelerimiz mevcut. Ancak artık işin çoğu fabrikalara kaldı tabii.

Koyunlar Batı Asya’ya özgü bir hayvandır. İnsanlar Afrika’dan Batı Asya’ya MÖ 60.000 civarında ulaştıklarında odundan mızraklarını, çekiç ve oklarını kullanarak yabanî koyunları avlamaya başladılar. Fakat Taş Devri’nin bitimiyle, MÖ 10.000-9.000’lerde Batı Asyalı bazı insan toplulukları kendileri için koyun evcilleştirmeye başladılar. Yabanî koyunu bulmak zor olduğundan ve yerleşik düzene geçip tarım yapan insanın gıda ihtiyacı çoğaldığından, ilk evcil koyun sürüleri güdülmeye başlandı. Koyunları avlamaktansa evcilleştirip gütme yöntemi daha sıkıcıydı belki, ama daha verimliydi. İlkin birkaç kuzuyu ağlarla yakalayıp sizi tanıyacak şekilde yetiştirirseniz, koyunları evcilleştirmek kolay oluyordu. İpucunu yakaladık diye hemen dağlara yabanî kuzu bulmaya çıkmayın, aman diyelim.

 

don-pedro-from-mease_1024x731Koyunlar yiyecek ot bulmak için köylerin içinden ve etrafından geçerek dolaşır, başlarında da genellikle çocuk çobanlar bulunurdu. Hatta bazen çocuklar grup halinde çobanlık yapardı. Fakat koyun yetiştiriciliği gitgide daha da büyüyerek, ticari önem kazanmaya başladı. Öyle ki sürü güdücülüğü çok prestijli bir işe dönüştü Batı Asya, Mezopotamya çevresinde. Sürüler bir nevi “ilkel para” idiler artık. Değiş tokuşun ilk kez ticari anlamda yapıldığı metaya dönüştürülmüş olan ilk canlının koyun olabileceği iddia edilir bilimsel çalışmalarda. Tabii buradan da Avrupa’ya yayılacaktı bu anlayış. Çok büyük sürüler yağmurlu geçen kış ve ilkbahar mevsimlerinde otun bollaştığı alçak ovalara yayılmaya başladılar. Yaz gelip de otlar sarardığında, sürüler ot bulmaya dağlara, havanın daha serin olduğu yaylalara çıkmaya başlıyorlardı. Kuzular kışın başlangıcında, sürüler ovalara geri dönünce doğuyordu.

fsbdev7_015328_1024x713İlk başta insanlar koyunları sadece etleri ve sütleri için beslediler. Bu erken dönem koyunlarının tüyleri keçi kılı gibiydi. Giysi yapılmaya elverişli yün vermiyorlardı. Ancak insanlar koyunları seçilimsel baskıya maruz tuttukça ve daha uzun tüylü bireyleri seçip çiftleştirdikçe koyunlar yün de vermeye başladılar. Yaklaşık MÖ 3000 dolaylarında artık koyunlardan yün elde ediliyor ve giysi örmekte kullanılabiliyordu. O zamanki koyunlar bugünkü koyunlara kıyasla daha az yüne sahiptiler elbette. Bugünkü koyunlar için bir 5000 yıl daha beklemek gerekecekti.

İnsanlar ayrıca yaban koyunundan daha aptal olması gereken koyunları hep o yönde evcilleştirdiler, böylelikle takipleri kolaylaşacak, sürüden ayrılma vakaları azalacaktı. Tüm sürüyü bir arada tutmayı başardıktan sonra işler iyice kolaylaştı. Artık koyunlar, insanlar tarafından tam bir biçimde evcilleştirilmişlerdi.

Günümüz koyunlarına ulaşan sürece bakınca bir tür olarak insanoğlunun hayatta kalmak için uğraştığı işlere, ağır doğa koşullarındaki azmine hayran kalınır. Ancak insanoğlunun bugünü de biraz evcil koyunlarınkine benzemiyor mu?

Gelecek makasta görüşmek üzere!

Yorumlar

yorum