doDO‘kusu, tarzı nedir peki bu albümün?

 

 

İmany yine yapmış yapacağını. Gerçekten mükemmel bir albüm yaratmış. Parçalardaki duygusal tınılar, İmany’in büyüleyici sesiyle öyle bir harmanlanmış ki albüm bir çırpıda bitiveriyor. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorsunuz. Soul, blues, caz ve pop kalıplarından yararlanarak o kendine özgü olan afro-soul tarzını yansıtmış yine bu çalışmasıyla. Parçalar genel olarak akustik tınılarla bezenmiş.

Imany; Tracy Chapman, Nina Simone ve Lauryn Hill’e hayranlığını her defasında tekrar etti. R&B tarzına yönelmesini söyleyen tüm prodüktörleri ve tekliflerini reddetti. Soul, Folk ve Blues’da ısrar etti. İyi ki de etmiş ki böyle güzel albümleri dinleyebiliyoruz.

reRE‘smini bir görelim mi?

 

imany-wrong-kind-of-war-100-_v-gseagaleriexl

miMİ‘syonu nedir bu albümün?

 

İmany  müziğe girdikten ve kendi tarzını kabul ettirdikten hemen sonra dinleyicileri tarafından şu isimle anılmaya başlanmıştı: “Kırık kalplerin tercümanı ve platonik aşıkların sesi.” İşte sanatçımıza en yakışan tanımlamalar da kesinlikle bunlar. –Parçalarından son zamanlarda ben de oldukça etkilenmiş durumdayım belki de benim de tercümanım ve sesim, kim bilir?- Bir ses bu kadar içten ve samimi olabilir mi?  Ayrıca inanılmaz derecede anlaşılır bir İngilizce kullanıyor, öfkeyle fışkıran feryatlarını, hüznünden doğan titrek fısıldamalarını içinizde hissediyorsunuz adeta.

İmany samimi biri, sahte değil, olduğu gibi. Kendine tek bir amaç belirlemiş, müziklerinde kendini ve yaşadıklarını anlatmak, diğer insanlarla hislerini paylaşmak. İşte beni de etkileyen en önemli  özelliği bu. Gerçek duygularımızdan daha ne kadar kaçabiliriz ki, herkes için kendimizi ayrı  rollere sokmaya, böyle bir rekabetin içinde olmaya, açıkçası bedenimize ve ruhumuza bu kadar eziyet etmeye ne gerek var, böyle bir hakkımız bile olmamalı kanımca.  Olduğumuz gibi olabilsek, görünebilsek ve anı yaşayabilsek her şey daha açık, daha basit olmaz mıydı? Sistemin getirdiği bu rekabetçi anlayış mahvetti bizleri, haberimiz yok. İşte İmany de bu paradoksu çözmüş, kendini müzikle ifade etmeye karar vermiş. Sanatçı şarkılarında aşktan, kadın hakları mücadelesinden, iklim değişikliğinden, siyasi mücadelelerden ve daha  pek çok konudan bahsediyor. Umut, hüzün, mutluluk gibi duyguları yazdığı mükemmel sözlerle yoğurup bize aktarıyor.

faFA‘vori şarkıların hangileridir hey yazar?

 

 

 

  1. There Were Tears
  2. No Reason No Rhyme
  3. I Long For You
  4. You Don’t Belong To Me
  5.  The Rising Tide

solSOL‘olar, melodiler ve müzikalite ne durumda?

Parçalarının en önemli enstrümanı tabii ki İmany’nin muhteşem sesi. Vokal maestro görevinde iken arkadaki akustik gitarlar ve diğer enstrümanlar ona eşlik ediyor sadece. Davulların yumuşaklığı, yaylıların kadife dokunuşları ve gitarın kullanımındaki ustalık, albüme harika bir hava katmış bana göre. Parçaların hemen hepsi akılda kalıcı ve tekrar tekrar dinlemelik. Günün ortasında dalmış gitmiş biçimde, parçalardan birinin nakaratını mırıldanırken bulabilirsiniz kendinizi.

laLA‘tifeli, enteresan malumatları var mıdır bu albümün, bu sanatçının?

Sahne adı Imany olan Komor Adaları asıllı Nadia Mladjao, 1979 yılında Fransa’nın Martigues bölgesinde dünyaya geldi. On yedi yaşında mankenlik yapmaya başladı ve New York’a gitti. Ünlü bir parfüm markası ile üç aylık bir sözleşme imzaladı.

Amerika’da yedi sene kadar kaldı. Bir röportajında ; Tracy Chapman’ın ”Talkin’ Bout a Revolution” şarkısından oldukça etkilendiğini ve müzik dünyasına giriş yapmaya karar verdiğini söylemişti ve hiç zaman kaybetmeden bu okyanusa atıverdi kendini. Şan dersleri almaya, şarkı sözleri yazmaya başladı, mankenlik kariyerini ani bir kararla noktalayıp Fransa’ya geri döndü. Müzik üzerine çalıştığı sırada prodüktör Malik Ndiaye’yle tanıştı ve bu tanışma onun müzik kariyerinin başlamasının en önemli eşiği oldu.

2011 yılında piyasaya çıkan ilk albümü ”The Shape of a Broken Heart” ile ”Disques d’Or’un (Altın Plak Ödülü) sahibi oldu. Adını en çok ”You Will Never Know” adlı şarkısıyla duyurdu. Ayrıca bu albümle üç ayrı ülkede altın plak ödüllerinin sahibi oldu.

“Sous Les Jupes des Filles (Fransız Kadınları)” filmine yaptığı bestelerle çok büyük kitleye sesini duyurma fırsatı yakaladı. Dünyanın her yerinde konserler verdi.

siSİ‘ngle çalışmaları varsa bir görsek!

 

 

 

 

incedoDO‘ğruyu söyle azizim nedir bu albümün notu?

 

untitled-1

Yorumlar

yorum