Siz kirletin, gırgır temizler.

Yılların eskittiği, yerini son teknoloji ürünlerin aldığı ancak emektârlığından ötürü kimselerin unutamadığı, halıları tam olarak temizleyemese de çabasından dolayı gönüllerde taht kuran bir ev aletiydi o. Anneannelerimizin evlerinin ve ellerinin olmazsa olmazıydı.  Ekmek kırıntısı döken torunlar için tasarlanmış olduğunu düşündüğüm bu mucizevi alet; renk renk olup, bıçkın delikanlı edasıyla evin bir köşesinden gözlerimizin içine bakar , “bir şeyler dökün de temizleyeyim” diye söylenircesine bekler dururdu.

13535909_1127440927319842_1038374985_n13552655_1127441087319826_834811608_nİtiraf ediyorum temizlik onun görevlerinden sadece biriydi. Ayna karşısında şarkı söylerken kimi zaman mikrofon, kimi zaman da enstrüman kılığına giriverirdi. Ya da biz sokuverirdik onu o kılığa. Uflaya puflaya yaptırırdık ona her şeyi. Yorulduğumuzda da üstü toz olmasın diye konulan örtüyü bulur, dinlendirmeye alırdık kendisini. Herhalde en sevindiği an; o örtüyü gördüğü andı çünkü dinlenmek onun da hakkıydı.

13563501_1127441100653158_2015085866_n

Zaman geçti gırgır gitti, gene üstünü örttüğüm 1600 wat gücünce; yutmadığı toz kalmayan, bir süpürge makinem oldu lâkin; onu ne mikrofon olarak kullandım ne de enstrüman olarak… Hatta itiraf etmeliyim; düğmesini kapattığım zamanlar, benim en sevindiğim ve huzurla dolduğum anlar oldu. O sese tahammül etmek zaten başlı başına bir iş değil mi?

Düşünmeden edemediğimi fark ettim. Küçükken mi nesnelere ruh verecek kadar hayal gücümüz kuvvetliydi? Yoksa ruhlarının var olduğunu o zaman mı görüyorduk?

Gelin eskilerin efsane Gır Gır reklamlarına bir göz atalım;

 

 

Yorumlar

yorum