4d23e7959e7e887d8bc864fa615b49ab-d1lv1f8Film, güzel bir ışık saçıyordu  galadan önce, güzel söylentiler uçuşuyordu fısıltılarda. Seyirci fragmanlardan oldukça etkilendi, ayrıca gerçekten de güzel tanıtımlardı kanımca. Ama şunu kendimize söylemeden de edemedik o dönem, tamam her şey iyide konu biraz klişe değil mi baba? Evet aynen bu düşüncelere sizler de sahiptiniz inkar etmeyin. Adam yaşlandı, ölümden fazlaca bahseder hale geldi ve bundan prim yapmaya çalışıyor bu da gayet sıkıcı dedik.  Açıkça söyleyeyim ki daha geniş bir açıdan bakmayı hiçbirimiz beceremedik. Ortaya çıkan eser ise tam bir şaheser olacaktı. Yönetmen ve başrol konumundaki kahramanımız David Bowie, öyle bir senaryo yazdı, çizdi ve onu oynadı ki, bu belki de sanat tarihinin bir ilki niteliğindeydi.bowie_by_kydest

Gelin en baştan başlayalım bu filmin hikayesine. .. David, samanyoluna ait bir yıldız değildi, açıkçası o bizim gibi hiç değildi.  O evrenin başka köşelerinde parıldayan ve ışınlarını yeryüzümüze düşüren kara bir yıldızdı. Hayatı boyunca bu dünyanın alışagelen normalleri, onun anormali oldu. Yaptığı her şey aykırı görülmesine ve eleştirilmesine rağmen, aksine insanları düşündüren bir sempatikliğe de sahipti. O hep birkaç adım önden gitti insanoğlundan. Onun öncü olması dünyadaki bir çok ezilenin kaybettiği ruhlarına tekrar kavuşmasını sağladı. O hiçbir kalıbın içine girmedi, ne erkekti ne kadındı ne sosyalistti ne de kapitalist. İcat edilmiş her terimin dinamizm taşımasını isteyen bir karakterdi. Her kavram zamanla kendini geliştirmeli ve değiştirmeliydi ona göre.  Yaptığı tüm işler birbirinden farklıydı ve sürekli bir değişim içindeydi; sanatı, duruşu, moda anlayışı hiç durmadan, yorulmadan değişti.  Tüm yaftalara karşı durdu, yaftalar onun sadece değersiz birer oyuncağıydılar.david_bowie_tribute_by_vinegar-d9nlmbo Evet tüm hayatı bir filmin sahnelerinden oluşmuştu.  Ama senaryo o kadar dengeli ve planlıydı ki 70 senelik uzunluğa sahip bu film sanki bir kaç yüzyıllık konuya hakimdi. Gelelim şimdi işlediği son temaya yani filmin son sahnesine. Aslında o son sahne toplamda 18 ay 2 gün sürdü. O son sahnenin öyküsü  kısaca şöyleydi:  Bowie 18 aydır kanserle mücadele eden ve hastalığı artık geri dönülemeyecek durumda olan bir sanatçıdır.  Daha da ilginç olanı hastalığından doktoru hariç kimse haberdar değildir. Bu zor dönemde kimseye belli etmez, başlar son sahnenin çekimlerine. Her gün yoğun bir tempoda mücadelesine devam eder. Hastane, ev ve stüdyo derken, kara son, adım adım yaklaşır aslında…

1976 da bir dergiye verdiği röportajda aynen şu cümleleri söyledi “ölümümün çok özel olmasına karar verdim. Onu gerçekten kullanmak istiyorum. Ölümümün yaşamım kadar ilginç olmasını istiyorum ve olacak da…”

Bowie bu cümleleri kurduğunda 29 yaşındaydı. Filmin gelişme bölümü bowie_by_severen13-d9o2viwiçindeki sahnelerde yer alan repliklerden biriydi bu. Aslında o yıllarda,  bu röportajda söyledikleri ilgi çekmeye çalışan bir marjinalin lafları olarak algılanmıştı. Son sahnenin çekimlerinde iki önemli nokta vardı ki biri Lazarus diğeri ise Blackstar çekimleriydi. O çekimlerde ölümün ve korkunun hüküm sürdüğü karanlık atmosfer aslında son sahnenin ana ipuçlarını barındırıyordu. Bir şeyler ters gidiyordu. Blackstar çekimindeki duruşu ve tavırlarıyla bu dünyadan ayrılacağını resmen haykırıyordu ancak bizler yani izleyiciler hala anlamamak için çabalıyorduk, nasıl olsa bir film değil miydi ki bu? Ya Lazarus’daki hastane konsepti neydi peki? Hastane yatağındaki korku ve hüzünlü bakışlarını nasıl çözemedik? Belki de gerçekten bir tedavi seansı sırasında çekti o sahneyi kim bilir.

Öleceğini biliyordu, bunu kimselere söylemedi son sahnesini çekti ve hepimizi ters köşeye yatırarak, derin bir hüzün içine bıraktı. Ölümü sadece sanatsal bir planlamanın parçası konumundaydı Bowie için. İşte 1976 da yaptığı söyleşide söylenen sözler bile bir senaryonun ürünüydü ve tüm çıplaklığı ile gerçekleri anlatıyordu. Zaten Bowie nin şöyle bir cümlesi daha var kendini anlatan “ Beni ve şarkılarımı anlamak istiyorsanız sözlerimi iyi okuyun” diye.david_bowie_by_gypsy_love-d3ftzud

8 Ocak’ta 69’uncu yaşına basacağı gün Blackstar albümü yayımlanacaktı, 2 gün sonra ise ölecek ti senaryosuna göre ve aramızdan ayrıldı. Peki senaryo tamamlandı mı? Hayır. Küçük bir sahne daha kalmıştı. Ortalığı karıştırmadan, sessiz sedasız ve huzur içinde o kara yıldıza ulaşma çekimi. Ne büyük efektlere ihtiyacı vardı ne de en şaşalı elveda prodüksüyonuna. İhtiyacı olan iki şey vardı New York ve biraz ateş. Külleri geri kalan tüm işlevi yerine getirecekti zaten. Elveda Bowie.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

(Yazar notu: Albümü müzikal anlamda incelemek içimden hiç gelmedi, ancak emin olun ki on numara bir çalışma olmuş, kesinlikle dinlemelisiniz)

Yorumlar

yorum