Selamlar sevgili Vagon dostları. 3. Sayımızı çıkarmanın huzuru ile sesleniyorum bu diyarlardan sizlere. Günün tarifesine uğramayalı uzun zaman oldu ben de istedim ki hem bir şeyler karalayayım sizlere hem de aramızı biraz ısıtalım.

Hayat tuhaf, hayat ilginç, hayatımız her şeyimiz. Çabalıyoruz değil mi her an bir şeyler için. Mesela ben çabalıyorum bu dergi için ve dergimin harika ekibi için. Bu aralar her gün onları düşünüyorum yani dergimi, sevdiğim güzide ekibimi. Geleceğimizi düşünüyorum.  Herkese inat işimizi layıkı ile yapmayı düşünüyorum. Bu kadar emeğimizin karşılıksız kalmayacağını, elbet o günün gelip kapımızı olanca tebessümü ile çalacağı anı bekliyorum. Kah yoruluyorum düşünürken kah coşuyorum yüreğimin derinliklerinden. Öyle ya da böyle devam ediyoruz yolculuğumuza bir şekilde. Gazamız umarım mübarek olur.

İyi ki de Vagon’un bir marabasıyım. Hayatımın önemli bir dönemecinde çıktı karşıma. Sanki kurdelalarla bezenmiş bir hediye paketi misali. Hani yılbaşında verilir ya büyük marketlerde işte onun gibi. O paketin içinde neler yok ki, neler yaşatmadı ki içindekileriyle. Değer vermeyi, bir şeyleri takmayı öğretti bana. Güzel insanlarla tanıştırdı, o insanlar için fedakarlık edebilmeyi, ateş düştüğü yeri yakar klişesinden, bana dokunmayan yılan binlerce yıl yaşasın zırvasından uzaklaştırdı beni. Bencil kimliğimi adam etti açıkçası.

Her şeyimiz oldu bu vagonun lokomotifi. Durmadan kömür atıyoruz, daha da ileriye gidebilmek adına, yolcularımıza daha konforlu bir serüven yaşatabilmek adına. Umarım mahcup olmayız, umarım yazılarımızla, yaptıklarımızla sizleri en derinden mutlu eder, en derininden samimi bir  gözyaşı damlanıza teslim edebiliriz.

Sevgilerimle.


Yorumlar

yorum