TDG4Sinemaseverlerin kaçırmayacağı bir film olarak yerini beyaz perdede alan bir yapıt Danimarkalı Kız. 2015 yapımı olan bu film; baş rolünü Eddie Redmayne, yardımcı kadın oyuncu rolünü Alicia Vikander’ın üstlendiği dram ve biyografik bir yapım. Yönetmenliğini Tom Hooper’ın üstlendiği, senaryosunu Lucinda Coxon’un yazdığı bu film çok ses getirmesinin hakkını gerçekten veriyor.

Filmi izleyenlerimiz bilir: Einar (Eddie Redmayne) ve Gerda Wegener (Alicia Vikander) ressam olarak hayatlarını sürdüren bir çifttir. Gerda bir portre sanatçısı, Einar ise geniş açılı peyzajlar ve doğa manzaraları yapan bir ressamdır.

Çiftimize 1926 yılında Kopenhag’da katılıyoruz. 1926 yılında şimdiki haline çok da uzak olmayan Kopenhag’ın atmosferinde Einar ve Gerda’nın sanat çevresi ve özel hayatı bizi ekranlarda daha filmin ilk dakikasından itibaren sarmalıyor. Ve bu etki filmin son saniyesine kadar azalmadan ve daha duygu yüklü hale gelerek devam ediyor.

Einar yaptığı doğa resimleriyle Kopenhag’da saygın ve sevilen bir ressamken, Gerda yaptığı portrelerini sanat çevresine kabul ettirmeye çalışan bir sanatçı olarak karşımıza çıkıyor. Her şey mutlu bir çiftin sorunsuz bir ilişkisi gibi görünürken Gerda’nın bir gün Einar’dan, işi çıkan modelinin yerine onun kıyafetleriyle modellik yapmasını istemesiyle ters-yüz oluyor. Önce kadın ayakkabısı ve çorapla başlayan bu furya daha sonraları artan bir kadın kostümleri ile Einar’ın içindeki gerçek kişiliğini ortaya çıkarmaya başlıyor.

331899.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

Buradan sonra ipucu vermemeye çalışarak filmin, hazin ve hüzün dolu bitişine dek süren, tarihin ilk cinsiyet değiştirme ameliyatının da hikâyesinin acı dolu yanlarıyla baş başa kaldığımız bir yapıt olduğunu belirtmek istiyorum. Diğer yandan Einar ve Gerda’nın her şeye rağmen aralarındaki o yoğun aşk duygusunun nasıl her şeye bu kadar direnebildiğinin de şahitliğini yapıyoruz.

Kostümleri, dönem ambiyansı, oyunculukları ve birçok açısıyla film izlediğim en güzel biyografik dramlardan biri olarak listeme eklenmiş bulunmaktadır. Hatta 88. Akademi Ödüllerinde almasını beklediğim en iyi kostüm dalındaki Oscar’ı Akademi’nin vermemiş olmasına da buradan ince bir sitem göndermekteyim. Mad Max hayranlarının bana sitem ettiklerini de duyar gibiyim. Mad Max sevmiyor değilim. Objektif bakmaya çalışıyorum.

27DANISHGIRL-master675

 

 

Hikâyenin gerçekte olup da filmde yer almayan kısımları da yok değil. Film her ne kadar gerçek hikâyeden uyarlanmış olsa da yönetmen bazı detayları filme yerleştirmekten geri durmuş. Film için yeterli gördüğü kadarını perdeye taşıyan yönetmen bunu aslında yeterli düzeyde tutmuş. Örneğin Einar’ın Lili Elbe olarak hayatını sürdürmek için geçirdiği ameliyat sayısı filmde iki olarak geçse de gerçekte beş ameliyat geçirdiği bilinmekte. Gerda ve Lili’yi daha genç yaşlarında bırakıyoruz filmde. Gerçekte ise Gerda Wegener 54 yaşında hayata gözlerini yumduğunda, dünyaya Einar Wegener olarak gelen Einar, Lili Elbe olarak 48 yaşında hayata gözlerini çoktan yummuş. Bu tarz detayların bazıları filmde es geçilmiş gibi dursa da hikâyenin filme uyarlandığını unutmadan her şeyi hınca hınç doldurmak yerine az ve öz bir anlatımı benimsemiş olduğunu düşünebiliriz yönetmenin, ki filmde anlatılanlar bile bir noktadan sonra her şey için yeterli konuma geliyor.

vikander-1

Film aynı zamanda Sanat Tarihi içerisinde adlarını çok sık duymadığımız ve telâffuz etmediğimiz Einar ve Gerda Wegener’ın hayat hikâyesini de su yüzüne çıkarıyor. Bir başka özelliği ise tarihin ilk cinsiyet değiştirme ameliyatının yani bugün birçok insanın hayatını değiştirmesine olanak veren bir gelişmenin ilk adımını anlatıyor olması.

Danimarkalı Kız, 72. Venedik Uluslararası Film Festivali, Hollywood Film Ödülleri, 88. Akademi Ödülleri gibi saygın etkinliklerde birçok dalda aday gösterildiği kategorilerden beş ödülle dönmeyi başarmış. Fakat filmin 88. Akademi ödüllerinde birkaç kategoride es geçilmesini anlamış değilim henüz.

Bu yüzden Akademi Ödülleri’ne buradan birkaç sitemde daha bulunmadan gidemeyeceğimi üzülerek belirtmek zorundayım. En iyi yönetmen ve senaryo dalında Danimarkalı Kız’ı es geçen Akademi’ye teessüflerimi iletiyorum. En azından aday gösterilmesi gerekirdi. Bir de Leonardo DiCaprio’ya giden bu seneki en iyi erkek oyuncu ödülü hepimizi mutlu etse de, bir yandan sorgulamak zorunda hissettiğim bir durum. Beş kez aday gösterdik efendim Leo’yu, ödül vermedik diye herkes başımızın etini yiyor gibi düşünerek verildiğini düşündüğüm bir ödül açıkçası. Hayır, hak etmiyor değil. Asla! Tamamen hak etti. Fakat Diriliş filmindeki rolüyle almayı hak ettiğini düşünmüyorum. Naçizane fikrim. Bütün adayların performanslarını izlememiş olmakla birlikte Eddie Redmayne’ın bu ödülü kucaklayabileceğine çok inanmıştım. Bir erkeğin bu denli etkili bir kadına dönüşme oyunculuğu ödülsüz bırakılamazdı. Elbet geçen yıl 86. Akademi ödüllerinde Oscar’ı kapmıştı Redmayne. Oscarlı oyuncu zaten Redmayne, artık Leo alsın diye düşünmüş olabilirler tabii ki. Fakat gönlümde Oscar adayım Redmayne’dı, bunu da duyururum.

en-iyi-yardimci-kadin-oyuncu-alicia-vikander-danimarkali-kiz_780x438-ntlbhu1r1k

Alicia Vikander – 88. Akademi Ödülleri

Danimarkalı Kız filmi her ne kadar 88. Akademi ödüllerinde istediğini yakalayamamış olsa da Akademi gönlümüzü rahatlatmak için en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü Alicia Vikander’a verdi. Hak etti de. Söke söke aldığını düşünüyorum ödülü. Karşısında en güçlü rakibi Steve Jobs filmindeki güçlü karakterle Kate Winslet vardı ama savaşı kazandı.

TheDanishGirl_Hero

Danimarkalı Kız filminde Vikander’ı Gerda rolünde yardımcı kadın oyuncu olarak görmüş olsak da film boyunca aslında iki başrol oyuncusunu izlediğiniz hissine kapılmadan edemiyorsunuz. Redmayne ve Vikander sürekli birbirlerinin üzerine çıkan performanslarıyla ve Vikander’ın Gerda rolüyle rol çalmalarının etkisi filmi oldukça doruğa taşıyor. Neyse ki bu Oscar’ın en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü Vikander kucakladı. İçim de rahatladı.

Ama “Danimarkalı Kız” bu kadar arka plana itilmeyi hak etmeyen bir filmdi Sayın Akademi. Yine bir yanımızı buruk bıraktın…

Yorumlar

yorum