114-saturn-oglunu-yerken-saturn-devouring-his-son-goyaÇocuklarını Yiyen Satürn tablosunu bilen bilir. İçerdiği mesaj ise zamanından bugüne hala etkilidir. Bu mesajdan bahsedeceğim biraz. Anlayan anlar, anlayanlar anlamayanlara anlatsın tadında bırakacağım meseleyi. Sanatın ne kadar hayatın içinden bizlere seslenebileceğini ve bazı meselelerin aslında tarih boyunca değişmediğini de göreceğiz. Ne de olsa insanoğlu hep insanoğlu. Bazı içgüdülerimiz bir türlü yok olmuyor. Öğretilmişliklerle de pekişip gidiyor.

Lafı çok uzatmadan sizinle bugün bir tablo incelemesi yapacağız. Malum gündem ülkede hiç sanat olamadı ama sanatın meselesi gündem olur her zaman ya da yaşam içinde gidişat sanatın hep içerisine yerleşir, oturur ve kalkamaz.

İnsanların güç savaşları içinde sürekli birbirini yediği bir dünyada yaşadığımızı artık hepimiz kabul ediyoruz. Bu topraklar bu güç savaşlarının başladığı ve devam ettiği; kardeşin kardeşi taht için vurduğu, zehirlediği vb. durumlarla örülmüş bir tarih geçmişi ile sarılı… Bir kısmımız tarih derslerinden sağlam bir şekilde, bir kısmımız ise ( sağ olsun, var olsun ) Muhteşem Yüzyıl ve benzeri dizilerden yarım yamalak ve üstün dramatize halleriyle öğrendik ve gördük bu olayları.

Bir zamanlar İspanya’da bu tarz olayların yaşandığı, iç savaşın olduğu bir dönemde, Goya isimli bir ressam atlattığı iki ölümcül hastalığın verdiği ruh hali ve İspanya’da yaşananların içini kararttığı süre zarfında bir dizi resimler çizdi evinin duvarlarına. Ölüme yaklaştığı anlardan oldukça etkilenmişti. Ortaya çıkan resimlerse bu ölüme yakınlık, gündemin ve ülkesinin kötü gidişatı içerisinde karamsar ve karanlık olmazsa olmazdı. Bu resimlerden en önemlisi ise Çocuklarını Yiyen Satürn ya da kısaca  Satürn. (İspanyolca Saturno devorando a un hijo), İspanyol ressam Goya’nın, Sağırın Beşi (Quinta del Sordo) adıyla bilinen evinin iki katındaki duvar sıvasına, dekorasyon amacıyla yağlı boya ile çizdiği 14 tablodan oluşan ve Kara Resimler olarak adlandırılan duvar resmi serisine ait bir tablodur. Serinin geri kalanıyla birlikte 1819 – 1823 yılları arasında çizilmiştir. Goya’nın ölümünden sonra tuvale aktarılan resim, Madrid’deki Prado Müzesi’nde sergilenmektedir.

Resimde bir Yunan Tanrısı olan Kronos’un (Romalılara göre Satürn) (Görselde gördüğünüz üzere) kendi çocuklarını doğar doğmaz yemesini konu edinir. Bunu yapmasının sebebi ise çocuklarının büyüdüğünde onun yerine geçeceği korkusudur. Bir iktidar mücadelesinin iç karartıcı ve ne kadar insanlık dışı olduğunun bir göstergesidir. Güçle kör olan insan ya da tanrı bile bu tarz vahşi işler yapabilmektedir. Kronos’un kendi çocuğunu yemesi, güç hırsından “ben” kavramının yozlaştırılmasına örnektir.  Tanrı dediğime bakmayın burada bahsedilen insanlığın durumunu anlatan mitolojik karakterlerden gelen tanrılar.

Velhasılıkelam, söz konusu bir iktidar yapısı, güç istenci veyahut yönetme arzusu olunca insanlığın tarihinde bu tarz vahşet izleri bulmak hiç zor olmamaktadır. Aslında insanlıkla alakalı bir durum olan savaşların bu çağa özgü olmaması, zamanla Kronos’un vahşiliğinin evrimleşip farklı şekillere dönüşmesinden başka bir hikayeyle karşılaşmayız temelinde. Kronos ne kadar insanlığın yansımasıysa Çocuklarını Yiyen Satürn tablosunda, tablonun barındırdığı gerçeklik her daim var olan bir varoluşsal durumun göstergesidir. Bundandır çektiklerimiz…

Yorumlar

yorum