window_by_kaeriya-d8o3ta0_1024x575

“Dünya bir apartmandı ve o, çiçekli pencereydi.”

Zamanın doğrusal akmadığını, hızının parabolik olarak artıp azaldığını göz bebeklerine bakıp önce heyecan, sonra derin bir rahatlama, sonra ise tekrar heyecan rutininde fark etmiştim.

Giderek sekülerleşen muhafazakâr çevrelerde yetişen bir çocuğun dediği gibi

“İmanın en güzel şartı meleklere inanmak”tı, çünkü o vardı.

O pencerenin içinde, perdenin gizlemeye çalıştığı ama ince tülden dikkatle bakıldığında hayâl kurmaya yetecek bilgiyi veren kim bilir hangi hikâye vardı… Bu merakla yaşamak, oldukça terleten, akla geldikçe ürperten, uykuları kaçıran, göz nihaî olarak kapanınca ise rüyalarda belirip yönü belli olmaksızın koşuşturan bir hadiseydi. Sebebi bilinmediği gibi, sonucu da sanki toprağın en alt katmanına gömülmüş eski bir sandıkta gizliydi. Yerine varmamış bir mektubu görünce ruhta oluşan bulanık bir iz misali sağ tarafını heyecandan çatlattığım ince belli çay bardağının çevresi de silikleşmişti.

Sandığın anahtarı neredeydi?

Metro durduğunda bile elini direkten çekmeyen sararmış bıyıklı bir amcanın ıssız sessizliğiydim.

Fakat plan yapılmıştı:

O pencere kırılacak, en kötü ihtimalle camı çatlatılacak ve hikâyenin şekillenmesinde pay sahibi olacaktım. En güzel çiçeklerin ışık görünce ona yöneldiği gibi o da pencereye yönelecekti. Kör çocuğunu, tuttuğu takıma ısındırmak için götürdüğü ilk maç, endüstriyelleşmiş şekilde berabere bitmek üzereyken son dakikada uzaklardan gelen golle yalnız 3 puanı değil çocuğun gönlünü de kazanan babanın mutluluğunu biraz da bencilce hissediyordum. Mutluluğun gerçekten var olduğunu düşünmek yerine hissetmiş olmanın sevinci içimi kaplamıştı.

Köpeğin ısrarlı havlamasına rağmen fark edemediğim felâketin gürültüsü, sessizliği bozmuştu.

Rüzgârın saçlarını görünce peşinden koşturup evin içine gireceğini, vazoyu kıracağını ve sinirle içeri girip yokluğa karışacağını ise ne ben, ne uyuşuk ve tüyleri kirlenmiş kedi, ne meçhulden yalnızlığıma eşlik eden o mâlûm ıslık, ne de içinde trenlerle birlikte yaşadığımız bu şehir biliyordu.

 

Yorumlar

yorum