Aslında her zamanki sabahlardan farksız bir şekilde uyandım bugüne de. Dediler bugün çocuk bayramı, dediler ki bugün insan neşe dolmalı. Evet insan, geçmişin kötü yaşanmışlıklarına bir set çekebilmeli,  Antakya‘da keşfedilen bir mozaiğin dediği gibi neşeli olup hayatını yaşamalı. Ancak aklıma yediremiyorum, çünkü bencil olamıyorum toplumsal konularda, özelikle konu çocuklar ise. Tabii ki bütün çocuklarımız doyasıya kutlasınlar bugünü ellerinden geldikçe. Gülücükleri hiç eksik olmasın bugün ve her daim. Onlar konumun tamamen dışında. Güzel günler geçirmeleri ve mutlu bir hayat içinde yaşamaları en büyük temennim. Ancak biz büyükler ve içindeki çocuğu hâlâ yaşatanlar, onlar kadar rahatça kutlayabilecekler mi acaba bu günü? Kiminiz de diyebilirsiniz -bir günde olsun uzak duralım acılarımızdan, sıkıntılarımızdan- sizlere de saygım sonsuz, bu düşüncenizi de yargılamıyorum asla, ne haddime. Ama ben böyleyim işte. Bazı şeyler tam da böyle özel günlerde daha da içimi parçalıyor, daha çok düşündürüyor beni ve sizinle paylaşasım, dertleşesim geliyor. Yakın geçmişimizde yaşanmış olan, birçok çocuğun da içine dahil olduğu sıkıntı ve üzüntü dolu o kadar çok hadise yaşandı ki, daha dün gibi geliyor bana.

Bana soruyorlar neden kutlamıyorsun usta bugünleri diye. O vakaların içinde sessizce, masumca yer almış bu çocuklarımızın hatıraları, medyada gösterilmiş boy boy fotoğrafları aklımdan çıkmıyor işte, bu yüzden aram bozuk bu bayramlarla, özellikle çocuk bayramıyla. Ne kadar da normalleştiriveriyoruz hemencecik bu zamanları, sanki bu iğrenç vakalar yaşanmamış gibi, sanki bir dedikodu gibi.

Bir ülkenin gelişmişliği önce toplumunun sosyal açıdan ileri olması ile ölçülebilir. Ne gökdelenleriyle, ne yollarıyla ne de batıdan ithal ettiği son model cep telefonlarıyla… Şunu rahatlıkla herkese söyleyebilirim ki bu ülkede çocuğa karşı işlenmiş suçların yıllık/aylık/günlük oranı, gelişmiş diye gördüğümüz batı toplumlarından kat be kat yukarıda hem de baya bir yukarıda. İstatistik bilimi yalan söylemez, sadece gerçekleri yüzüne şak diye vurur. İsterseniz geçmişten herhangi bir gün seçin ve o günün herhangi bir gazetesinin 3. sayfa haberlerine beraberce bir bakalım. Çocuklarımızla ilgili mide bulandırıcı bir haber yoksa ben de bir daha bu konuyu sonsuza dek açmayacağım. Ne kadar da acı değil mi?

İşin ne siyasî tarafındayım ne de bir ideolojinin ağzıyla konuşuyorum. Ben vicdanımla konuşuyorum. Yaşamımı sürdüğüm bu topraklarda bir şekilde hep beraber yaşayıp gideceğiz. Bu sorunlar, acılar hepimizin. Hepimiz farklı farklı kültürlerin bir ürünüyüz bu coğrafyada. Koskoca bir imparatorluğun arta kalanıyız bir şekilde. Ama vicdan denen kavram hepimizin içinde aynı, aynı da olmalı. Olmayana lafım da yok, saygım da. Ancak çocuklarımız işte bu vicdanın korumasıyla büyümeli, oynamalı, gülmeli, şımarmalı, yaramazlık yapmalı.  Sözümün özü: Bu mâlûm olaylar beni çok etkiler ve etkilemeye devam ediyor sevgili hanımefendiler, beyefendiler; bu yüzden bu tür günleri neşe dolu hiç kutlayamadım, kutlayamam.

Sevgiler saygılar ve bu parça da benden size armağan olsun. Görüşeceğiz tekrar.

Yorumlar

yorum