08550423784676148858Sulu yemekler, tarlaya çömlekle gelir. Ağzına, kapak niyetine bir çaput bağlanır çömleğin. Sonra bu yemekler soğuk suyla şöyle bir çalkalanıveren eğri büğrü, kalaysız sahana boşaltılır. Kırk yıllık, kömür gibi kara, kimi çatlak, kimi sapsız ağaç kaşıklarla yenir.

Bizde de öyle. Bir gün bana, bir tane demir kaşık ayırmışlar. “Belki tahtayı beğenmez” diye. Kibarlık edip onlardan üstün mü tutacağım kendimi; fırlattım, attım kaşığı. Bir deste yeni ağaç kaşık getirttim. Hemen sakladılar. Zaten her evde vardır ya, yenileri saklarlar.”

Ara Güler’in de nefis fotoğraflarıyla bezenmiş, Mahmut Makal’ın hem eğlenceli hem dokunaklı anlatımıyla tadını bulmuş bir kitap Bizim Köy. Anadolu coğrafyasının ne tür zorluklardan boğuşa boğuşa çıkmak için mücadele eden insanını böylesine öz ve –her şeye rağmen- neşeli bir anlatımla aktarabilen başka bir eser bulunamayabilir. Literatür yayınlarından…

 

Yorumlar

yorum