* Saudade: Portekizce. Geçmişte kalan bir şeye ya da kişiye duyulan derin özlem.

“Hepimizin iki hayatı var:
Gerçek olanı, çocuklukta düşünü kurduğumuz,
Yetişkinlikte, pus perdesi üzerinde düşlemeye devam ettiğimiz hayat;
Sahtesi ise başkalarıyla paylaştığımız,
Pratik yaşam, yararlı yaşam,
Sonunda bir tabutun içinde biteni.”
                                             Âlvaro de Campos, Daktilo Yazısı

 

Fernando-Pessoa-10Fernando Pessoa ya da diğer isimleriyle: Alberto Caeiro, Ricardo Reis, Âlvaro de Campos… Her şey Huzursuzluğun Kitabı’yla başlamıştı. Zamanını geçirdiği, yazdığı, okuduğu ve içtiği kafeye birkaç yüz metre kala, o fotoğraflarındaki “siyah beyaz” hâliyle bir sokağın köşesinde, elinde kâğıtları ve çakırkeyif karşıma çıkacağını umarak ilerledim. 1935 sonbaharında sirozdan hayatını kaybettiğinde, 2016 yılında ülkenin dört yanında, turistik amaçlı satılan magnetlerde, not defterlerinde ve hatta seramik baskılarda yer alacağını tahmin edemezdi. Kafeyi uzaktan gördüğümde kendisi yerine 1988 yılında Lagoa Henriques’in yaptığı heykeli karşıladı. Café A Brasileira… 1905 yılında açılan mekânın gelmiş geçmiş en önemli müdavimiydi. Tütün, absinthe ve bica (kahve) eşliğinde vakit geçirdiği masasının bulunduğu konumda doksan sene sonra oturuyordum. Tahmin ediyordum diyelim. İçilen iki bira nadiren bu kadar değerli olabilirdi.

13663451_10154394955452042_1857990652_o

“Ruhum baştan sonra tereddüt ve kuşkudan ibaret. Hiçbir olumlu şey yok benim için, olamaz da. Etrafımdaki her şey sarsılıyor; ben de birlikte. Sadece bir belirsizliğim ben. Tutarsız, değişken benim için her şey. Gizemli ve anlamlı her şey. Meçhulün “meçhul” sembolü her şey.”
                                                      Mahrem sayfalar ve öz-yorum

13632887_10154394957017042_1590814591_o

13699355_10154394955652042_2035583049_o

Vedalaştıktan sonra birkaç kilometre uzakta, dar bir caddenin ortasında kalan 1920-1935 yılları arasında kaldığı evine ulaştım. Lizbon’un en etkileyici caddesi gibi hissettirmesi kesinlikle ondan kaynaklanıyordu. Odasındaki takım elbisesi her an giyilmeye hazır, çalışma masası tütün dumanıyla kaplı odanın içinde yeni öykülere gebe, yarım kalmışlığın hissini barındırıyordu.

“Tek bildiğim, çektiğim sıkıntının şimdi varlığıma daha iyi oturduğu, insanın giysisinin bir yaraya sürtünmesinin kesilmesi gibi.”

                                                                                                  Huzursuzluğun Kitabı

13694130_10154394956232042_210332725_o

“Mensagem” sağlığında yayınlanan tek kitabıydı. Yüz yıl sonrasında insanların içinde uyandıracağı duyguları o zamanlar öngörüyor muydu, bilmiyorum, ama bazı yazarlar tüm zamanlara gelmiştir ve o da şu andaki konumunu ölümünün ardından da olsa fazlasıyla hak ediyor.

“Yalnızsın. Kimse bunu bilmiyor. Sus ve aldat.
Ama aldatıcı görünmeden aldat.
Asla umma sende daha önce
var olmayan bir şeyi,
Herkes kendisiyle hüzünlüdür.
Güneş senindir, güneş varsa; dallar,
eğer dalları arıyorsan,
Şans, eğer şanssa sana düşen.
                                                         Ricardo Reis, adsız şiir

FP_last_writing (1)

 

I know not tomorrow will bring.

                                                        Pessoa’nın ölmeden bir gün önce yazdığı son yazısı

Yorumlar

yorum