2.Gün

 
Barcelona’daki ikinci günümüzde tam turist olmak için gideceğimiz yerlere hop-on hop-off otobüslerle gitmeye karar verdik. Otuz euro karşılığında tüm gün bu otobüslere binip şehrin en önemli noktalarını gezmeniz mümkün oluyor. Duraklarda en fazla beş dakika bekliyorsunuz. İstediğiniz yerde inip, gönlünüzce gezdikten sonra, başka bir otobüsle gezinize devam edebiliyosunuz.
 
İlk durağımız bitmeyen kilise Sagra de Familia oldu. Gaudi, Gaudi… Dokunduğu her şeyi güzelleştiren adam.. Yetenekli olduğu kadar işveren konusunda da şanslı olan Gaudi, kilisenin tamamlanması 43 yılı aşınca gelen sorulardan birine ‘işverenim aceleci değil’ diye cevap vermiş.. Baskı yararlı mı zararlı mı tartışması yaratasım gelse de şimdilik susturuyorum kendimi. 🙂
 
 sagra de familia detay_1024x767sagra de familia ic_792x768
Yaşamının son 14 yılını Sagra de Familia’nın şantiyesinde yaşayarak geçiren Gaudi’nin hayali, Avrupa’nın en büyük mabedini yapmakmış. Ancak bir tramvayın altında kalarak hayata gözlerini yumunca, hayali bir türlü gerçekleşememiş. Belki de Gaudi, Sagra de Familia için “benden başkasına yâr olmasın” diye geçirmiştir içinden kim bilir? Bunca yıldır tamamlanamıyor oluşunun bir sebebi olmalı. 🙂
 
Gaudi’ye duyduğumuz hayranlık yetmemiş gibi bir de Park Guell’i görelim de bütün gün Gaudi’yi sayıklayalım dedik.
 
Park Guell
 park guell_1024x768
Park Guell, bu sene İspanya’da yaşanan ekonomik krizden nasibini alan yerlerden birisi olmuş. Daha önceki yıllarda ücretsiz gezmek mümkünken, bu sene sadece serbest bölge olarak sınırlandırılan bahçeleri görmeniz mümkün. Diğer kısımlar için bilet almanız gerekiyor. Eğer sıra beklemeyi sevmeyenlerdenseniz daha önceden online bilet almanızı öneririm. Yoksa bizim gibi iki saat beklemek zorunda kalabilirsiniz.
 
Gezintimize ilk olarak serbest bölgeden başladık. Uçsuz bucaksız uzanan yeşilliğin içinde Gaudi’nin dokunuşuyla can bulmuş bahçe size Park Guell’in vaadettiklerine dair yeterince ipucu veriyor.
park guell bahce 01_1024x768park guell bahce 02_1024x768
Park; Guell ailesinin soyluluk göstergesi olarak yaptırılmış. Amaç 60’a yakın evden oluşan bir site inşa etmek olsa da evlerden sadece ikisi tamamlanabildikten sonra proje iptal edilmiş. Durum böyle olunca bu harikalar diyarı halka açılmış da bize de nasiplenme şansı doğmuş.
 
Yılanı andıran rengârenk uzanan banklar, gotik kemerler sizi harikalar diyarına ışınlıyor.. Gaudi’nin diyarında kendinizi kaybediyorsunuz ve bulasınız da hiiiç gelmiyor. Rengârenk dünyada kaybolmuşken, kendime masallar fısıldadım ve Hansel Gretel masalındaki şekerden evlere ulaşmış olmanın mutluluğuyla dolaştım bütün parkı.
park guell 03_1024x768park guell 06_1024x768park guell 02_1024x768park guell 04_1024x768
Evlerden birinin içini gezmeniz mümkün. Ama o kadar sıra beklemeye gerek var mı diye sorarsanız bence yok. İçeride çok sürprizli bir şey karşılamıyor sizi. Tek artısı, Park Guell’in merdivenli girişini daha geniş bir açıdan görme şansı yakalamanız. park guell genis_1024x768
 
Doyamasak da veda zamanı gelince Park Guell’den ayrılıp tekrar La Rambla Caddesi’nde bir kafeye gidip dinlenme kararı aldık. Kahvelerimizi yudumlarken “mutluluk” nedir sorgusuna sürükleyecek bir an yaşadık.
 Yaşadığımız küçük anları güzelleştiren, o güzel paylaşımlar belki de.. Dans eden bir kadın, bir müzik tınısı, bir gösteri.. Bu şehirde her an her köşede bunlardan biriyle karşılaşmanız mümkün ve cıvıl cıvıl gezip suratımıza yapışan gülümsemeden kurtulamayışımızın sebebi de bu olsa gerek.. Kendi ülkemizde neden bu kadar mutsuz olduğumuzu düşünmeye çok da gerek yok sanırım!
 
Dinlenmemizi kolaylaştıran bu harika dans gösterisinden sonra, topladığımız enerjiyle açık hava sergisine doğru yol aldık.
 
Poble Espanyol
 
poble espanyol 01_1024x768
 
Poble Espanyol, 1929’da Barcelona’da düzenlenen ‘Barcelona Uluslararası Sergisi’ için tasarlanmış bir proje. İdeal İspanya köyü yapılması planlanmış ve 6 ay boyunca sergilenme kararı alınmış. Fakat sergi çok fazla ilgi görünce halka açılma kararı alınmış.
 
İspanya’nın her yerini görme şansı olmayan biz garip turistler için İspanya ruhunu tam olarak içinizde hissetmenizi sağlarken, göremeyeceğiniz yerlerin tesellisini sunuyor sizlere..
 
Sanki Endülüs Bölgesi’nde bir köydeymişçesine bir kafeye oturup kahvemizi yudumladıktan sonra günü sonlandıracağımız Ciutadella Park’a doğru yola koyulduk.
 
Ciutadella Park
 
Ciutadella Park 01_1024x768 
Havanın geç kararıyor olması harika bir şey. Gezmelere, görmelere doyamıyor insan.. Bacaklar yürümeyecek hâle gelinceye dek şansını zorluyor..
 
Parklar insana yaşadığını hissettiren yegâne mekânlardan biri bence. Özellikle şehir insanı için. Bu ayrıcalığa sahip insanları kıskanıyorum ve bu parkı hayran hayran gezerken izninizle bir süre köşeme çekilip ağlıyorum. Ülkesinde yeşile hasret bırakılan birisi olarak..
 
O kadar geniş ve güzel ki, herkes bir köşesinde bir aktivite yapıyor. Bir kısmı yoga yapıyor, bir kısmı dans ediyor, müzik yapıyor kısacası herkes yaşıyor, hayatın tadına vara vara..
 
Parkın içerisinde; kayıkla dolaşılabilen bir göl, hayvanat bahçesi, doğa tarihi müzesi, gezinti yerleri, çayırlar ve şehrin birçok önemli yapısında imzası bulunan Gaudi’nin öğrenciyken katkıda bulunduğu gösterişli fıskiye olan Font Monumental yer alıyor.
Ciutadella Park 02_1024x768Yeşile doyan ciğerlerimiz, vücudumuza devam edebilmesi için gerekli tüm enerjiyi yolladıktan sonra akşam yemeğimizi yemek için Luzia Restaurant’a gittik. La Rambla Caddesinde olan restaurant lezzetli yemekleri ve güleryüzlü garsonlarıyla kesinlikle gidilmeye değer. Akşamınıza lezzet katacağını garanti edebilirim..
 
Barcelona’ya veda ediyor olmak içimizi burksa da dolu dizgin İspanya turumuza devam edecek olmak bizi teselli ediyordu. Başka bir macerada görüşmek üzere..
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorumlar

yorum