barcelona-spain_1024x640Herkesin bir romanda ya da bir filmde kendisine biçtiği bir rol ve hayat bulduğu bir şehir vardır ya, işte benim şehrim hep Barcelona oldu. Ve sonunda rüyalarımın şehrine kavuşmak için yola çıkıyorum. 3 arkadaş çıktığımız İspanya turunun ilk durağı Barcelona’da iki gün geçireceğiz.

Otelimiz Barcelona’nın en ünlü caddelerinden biri olan Passeig de Gracia caddesinde. Bu cadde üzerinde Gaudi’nin iki eseri – Casa Batllo ve Casa Milla (La Pedrera)’yı görmek mümkün. Treni değil de metroyu tercih edince otele ulaşmak için bavullar eşliğinde 2o dakikalık bir yürüyüş yapmak zorunda kaldık. Başta her şey keyifliydi “ohh ne güzel Barcelona turuna erkenden başladık” diye cıvıldarken, sürüklediğimiz bavullarımız bir yerden sonra bizi sürükler hale gelince işler değişti. Neyse ki bitmiş halde de olsak Casa Mathilda otele ulaştık. Sevimli avlusuna kendimizi atıp bir güzel yorgunluğumuzu attık ve bütün gün Barcelona’nın tozunu attırmaya hazır hale geldik.

 

Casa-Mathilda-photos-Exterior-Hotel-information_1024x768Dışarı çıkar çıkmaz Gaudi’nin eseri Casa Batllo ile karşılaştım. Ona ulaşmak için hiç yol katetmek zorunda kalmamamız işin en güzel taraflarından biriydi. Gaudi, Barcelona’nın başına gelmiş en iyi şeylerden biri bence. Dokunduğu her şeyi sanat eserine dönüştürüp, şehri harikalar diyarına çevirmiş. Çok sıra olduğu için Casa Batllo’nun içine girmedim ama “yine olsa aynı şeyi yapar mıydın?” diye sorarsanız “çok pişmanım hakim bey” tadında cevap verirdim. Koşturmacada bir çok detayı kaçırıyor insan ama sonrasında keşke onun için de zaman yaratabilseydim diye pişmanlık duyuyor.

Casa.Batlló.original.15425_1020x768 Hâlâ kahvaltı yapmadığımız aklımıza gelince karşımıza çıkan ilk tapas restaurant Tapa Tapa’ya oturduk ve acilen getirmelerini dileyerek çeşit çeşit tapas, patatas bravas ve sangria sipariş verdik. Ama İspanyollar kanı yavaş adamlar. Siparişlerinizin asla hızlı gelmeyeceğini kabul ederek yaşarsanız burada daha mutlu olursunuz ama açlığınız sizi ele geçirdiyse (o anda bizim olduğumuz gibi), beklediğiniz dakikalar bitmez tükenmez saatler gibi gelebiliyor.
tapa tapa_1024x768 
Neyse ki her bekleyişin bir sonu var. Açlığımızı yatıştırdıktan sonra meşhur La Rambla caddesine giderek gezimizi resmen başlatmış olduk. Çift yönlü caddenin iki tarafında da mağaza ve restaurantlara rastlamanız mümkün.Ve tabii her köşede bir şeyler satan satıcılara da.. Bu özelliğiyle, hiç sevmediğim ve “hatırlatmasan da olurdu ya La Rambla” dediğim Taksim-İstiklal Caddesi’ni hatırlatıyor. Tam kalabalıktan bunalmış olduğumuz bir an soldan açılan bir boşluk bizi içeri davet etti.
placa reial_1024x768
 
İç güdüsel olarak daldığımız yer bizi tüm kalabalığın karmaşasından uzaklaştırıp, sakinliğine davet etti.. Plaça Reial avlusu.. Tam ihtiyacımız olduğu gibi, tam ihtiyacımız olduğu zamanda.. Hava kararmadan görmemiz gerekenler listemizin çok kabarık olduğunu bilmemize rağmen hiçbir güç bizi bu avludan ayıramıyordu. Kahvelerimizi yudumlarken, palmiye ağaçlarının gölgesinin huzuruyla dans gösterilerini izliyor, işte şu an tam olarak Barcelona’da yaşamanın keyfini sürüyorduk.
delicious-fruit-juice-in-la-boqueria_1024x768
 Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi, artık hareket etmemiz gerektiğine karar verince aynı cadde üzerinde bulunan meşhur meyve pazarı La Boqueria’ya gittik. Binbir çeşit meyve sebze karşısında, meyve sebzeye çok düşkün olmayan ben bile meyve canavarına dönüşüp, karışık meyvelerden oluşan bir bardak kaptım. Yol boyunca meyvelerimizin tadını çıkara çıkara sahile ulaştık. Barcelona’da hakkını veremediğin yer neresi diye sorsanız hiç düşünmeden sahil derim. Çok büyük olduğunu bilmemize rağmen, ayrıca çok da güzel olmasına rağmen çok kısa bir zaman geçirip “sahil işte farklı ne olabilir ki. Koş koş Gotik mahallesine” diye birbirimizi gaza getirip en çok merak ettiğimiz yere doğru yol almaya başladık.

dscn5999-1_1024x547

 

Barri Gotic 01_1024x768Barri Gotic 02_576x768İşte günün en büyüleyici anları gelip çattı. Picasso Müzesi’ne gitmek için girdiğimiz Barri Gotic ( Gotik mahallesi ) her köşesinde gizli bir güzellik barındırıyor.

Bu mekânın görsellerine internetten aratıp baktığınızda “burası mı bu kadar büyüttüğün yer?” diyebilirsiniz kolaylıkla. Haklı da olabilirsiniz. Çünkü görsellerin ötesine taşan, sizi alıp bambaşka bir diyara sürükleyen bir atmosferi var o dar sokakların, farklı mimarisiyle sizi kendine hayran bırakan balkonlu evlerin…

 

Ne kadar ifade etmeye çalışsam da kelimeler yetersiz kalacak biliyorum. O yüzden susuyorum..

Yine mecburi ayrılık ardından Picasso müzesine gitmek için yola çıktık ama sokaklar bizi büyülemekten vazgeçmeyecekti anlaşılan..Barri Gotic 03_1024x768

Akşam 20.00 olduğu için müzenin açık olmasına pek ihtimal vermiyordum ama güzel bir sürprizle karşılaştım. İçerisi hâlâ tıka basa ziyaretçi doluydu. Picasso Müzesi; içerisindeki eserler kadar eşsiz mimarisiyle de sizi büyülüyor. Bir süre müzeyi seyrettim. Müzede Picasso’ya ait 3500’den fazla eser bulunuyormuş. Picasso’ya ait en büyük koleksiyon olma özelliğini taşıyormuş. Ben kendi adıma bu müze sayesinde Picasso’nun hiç bilmediğim bir yanıyla tanıştım ve çok da sevdim. Müzede Kübist tarzını yansıttığı eserlerine çok fazla yer verilmemiş. Bu birçok kişi için hayal kırıklığı yaratsa da o çalışmalarından ziyade aile üyelerini resmettiği güçlü portrelerini görmek beni daha mutlu etti.

picasso_1024x768Müze çıkışında Gotik mahallelerinin sonundaki katedrale ulaştık. Katedral, müzenin yaptığı güzelliği yapmadı. Erkenden kapandığı için içerisini görmek mümkün olmadı. Biz de katedralin olduğu meydana oturup, katedral önündeki dansçıları izleyip yorgunluk attık. Hava 21.00-21.30 civarında karardığı için çok fazla şey görme imkânınız oluyor. Tabii buna vücudunuzun özellikle bacaklarınızın izin vermesi gerekiyor. Bizim bacaklar isyanda olduğu için yerimizden kalkamadan oturuyorduk ki elinde devasa çubuklarıyla bir adam geldi ve sabun köpüğünden yaptığımız baloncukların devasalarını yapmaya başladı. Onları görür görmez çocukluğuma gittim. İçinde gökkuşağını gizleyen baloncuklar çocukluğumun en kıymetli anılarındandır.

katedral_1024x768dfsdf_910x768Yorgunluk bedenimizi ele geçirmeye başlayınca sürünerek otele doğru yol aldık…

Yorumlar

yorum