Öylece oturmuş duvarı izliyorum. Kış geliyor göt donduran cinsinden usul usul camdan içeri dolan soğuk havayla. Kış gelirken bir şeylerin eksikliği sarar insanı hep…

Duydukça içimi acıtan bir ses bangır bangır şarkılar söylüyor;

 


“Ah, akıp gider oyun akıp gider

Devam eder hayat

Ah, uyan da gel Tuana

Yüreğim kan ağlıyor

Sana söz yine baharlar gelecek

Sana söz ışık sönmeyecek

Ölüm yok ki Tuana uyan

Şimdi yaşanacak “


 

Ölüm yok ki… Şimdi yaşanacak! Bakma öyle kapı aralığından. Gel, otur! Soluklan biraz. Uzun zamandır anlaşamıyoruz seninle. Uzunca bir sohbet edip barışma vakti geldi sanırım. Anksiyete çayı yaptım almaz mısın? İçin ısınır biraz. Soluklan ve anlat bakalım; Neden sevdin beni bu kadar? Niçin bir türlü ayrılamıyoruz seninle? Yine tartışalım sonsuz sonlu cevapsız sorular çarparak yüzümüze. Ve sen yine cevap verme her zamanki gibi…

Her ilişki biraz problemlidir. Çözümleri çok da zor olmayan problemlerdir aslında bunlar. Nasıl oluyor da biz çözemiyoruz bu anlaşmazlığı? Bu gece karar verdim; yine yeniden barışacağım seninle ve sanırım uzun bir zaman sen istesen de ben izin vermeyeceğim gitmene. Onca zaman her şeye rağmen yakama yapıştıysan vardır bir aşkınlığı bu meselenin. İçtiğim onlarca sigara bile tiksindirmedi seni. Ya ne demeli, sarhoş olup evin kapısına kafalar ata ata ağlayışlarıma… Ne zaman kaldırsam seni tozlu, leş kuytulara çürüyerek ölesin diye, sen yine buldun bir yolunu gelmenin.

Oturma kanepenin ucunda öyle. Yaklaş! Yaklaş ve al istediğin her şeyi. Bolca anksiyete çayı iç iyi gelecek emin ol. Al işte Ankara’ya kış geliyor. Şimdi tüm aşıklar ısınmak için koyun koyuna… Senle ben, ben ne yapayım şimdi senle bunca şeyden sonra, söyle bana! Nasıl ısıtayım kendimi. Sonbahar yaprakları bile birlikte dökülüyor. Bir ağaç solmaya başladığında diğeri onu yalnız bırakmıyor. Ben solarken sen hep yeşeriyorsun. Ya birlikte solalım ya da bırak artık beni benimle.

Ama senin lanet olasıca olayın bu değil mi? Bir asalak gibi bitip tükenmekte olan umutlardan beslenensin sen. Oysa seni hiç sevmedim. Herkesin nefret ettiği kadar nefret ettim oysa. Binlerce kitap okudum çaresini bulmak için. Ölümsüzlüğü bile keşfetmek daha kolay oysa. Artık yoruldum. Yoruldum ve hiç hoşlanmayacağın bir şey söyleyeceğim sana; artık seni kabullenip, bu sefer seni gerçekten seveceğim yalnızlık. Bolca anksiyete çayı içeceğiz tüm kış. Sevgililer gününde küfürler edip bütün suçu kapitalizme atmaya devam edeceğiz. Prag’a gideceğiz seninle. Charles Köprüsü’nden seninle koşarak geçeceğiz. O büyük katedralin taşlarında birlikte oturacağız. Bundan asla şikayet etmeyeceğim. Kadim dostum! Ey yalnızlık, bu kış yine seni seveceğim…

Yorumlar

yorum