A.S Byatt’ın, Possession adlı kitabı, Sahipler adıyla Şubat itibariyle Can Yayınları’ndan çıktı.

Times gazetesinin 1945 yılından bu yana 50 yılın en iyi yazarları listesinde yer alan Byatt, 1936, İngiltere doğumlu. Aralarında Shakespeare (2002), Man Booker (2009), Booker Prize ( Sahipler kitabıyla, 1990) ödüllerinin olduğu prestijli edebiyat ödüllerinin de sahibi.

Byatt, ‘’Umberto Eco’ya çok şey borçluyum.’’ diyor ve etkilendiği isimleri şöyle sıralıyor: Henry James, George Eliot, Emily Dickinson, T.S Eliot.

Sahipler’in arka kapağında Byatt, kitabın macerasını şöyle anlatmış;

‘’British Museum’da oturmuş, Coleridge uzmanı Kathleen Coburn’ün kart kataloğunun çevresinde dönüp duruşunu izliyordum; birden onun tüm hayatını bu ölmüş adama adadığını fark ettim. ‘Adam mı onun sahibi, yoksa o mu adamın?’ diye düşündüm. Sonra yaşayanlarla ölüler arasındaki ilişkileri anlatan, ‘Sahipler’ adında bir roman olabilir diye düşündüm. Ölmüş yazarların el yazmalarının ‘sahibi’ kimdir sorusunu zihnimde evirip çevirdim; sonra ‘sahip olmanın’ cinsel ilişkileri için de kullanıldığını fark ettim. Ve aklıma biri modern diğeri de Victoria Çağı’nın ortalarından, birbirlerine kelimenin bütün bu anlamlarında sahip olan iki çift âşık fikri geldi.’’

Victoria Çağı (1837-1901); eşitsizliğiyle, burjuva sınıfının öneminin artmasıyla, ekonomik düzensizlikleriyle, edebiyatın ‘’eğlence’’den öteye gidemediği, sanata düşman gözüyle bakılan korkunç bir dönem. Bu bilgiler ışığında kitabı takip edersek Ash ve LaMotte’nin mektuplarını ve şiirlerini dahi iyi anlayabiliriz sanırım.

Kitap, Randolph Henry Ash’in yazma eserleriyle uğraşan doktora tezi öğrencisi Roland’ın, British Museum’daki macerasıyla başlıyor. British Museum kitabın birçok yerinde geçen bir mekân olarak karşımıza çıkıyor. Roland ve arkadaşları buraya ‘’Ash Fabrikası’’ diyorlar.

Roland, British Museum’da kimsenin belki de orada ne olduğunu bilmediği bir rafta, Ash’in el yazması mektubunu bulur. Bu mektubu kimseyle paylaşmaz, hatta çalar. Evli olan Roland,

eve geldiğinde karısı Val’e bile bu mevzuyu açmaz. Onun için artık saplantıya dönmüştür bu mektup, kimseye bahsetmemelidir. İki metinden oluşan bu belgenin birinde mektubu cevaplayanın adı yoktur. Roland ve ekibi bu iz düşümünü ipucuna çevirecek maceralara atılırlar. Yalnızca dedektif romanı değil Sahipler, alt katmanlarının da ustalıkla işlendiği bir metin aynı zamanda. Hakkını teslim edelim, A.S Byatt oyunbaz, masalsever ve maceraperest.

Sahipler’i okurken aklıma geldi, böyle bir maceraya atılmış mıydım acaba? 2007 yılıydı sanırım. Kuzenimle ansiklopediden mitoloji tanrılarını araştırıyorduk. (Daha sonra kendilerine ‘’On iki Olimposlular’’ denileceğinden habersizdim tabii.) İsim olarak Zeus’u biliyorduk, onunla da başladık, ansiklopedimizin ‘Z’ kısmına bakıyor heyecanlıca okuyorduk. Zeus’un eşi Hera diyordu, ‘’ H’ye bakmamız gerekli. Peki, evet Hera… Heh evet,’’ sesli okuma da sıraylaydı. Oradan Afrodit’e, daha sonra Kronos’a bakarken Posedion’da hevesimiz kırılmıştı çünkü Ana Britannica’da P harfi eksikti. Araştırmamız yarım kalmıştı fakat öyle güzel bir maceranın içindeydik ki… İşte Randolph Henry Ash de benim mitoloji tanrım oldu. Enteresan bir yazar Ash. Kendisi hakkında yapılmış araştırmalar oldukça az. Uzunca bir süre mektuplaştığı Christabel LaMotte; fantastik bir şair, romancıdır. Christabel La Motte’un izine düşen ekibimiz, onun evine gitmeye karar verir ve yolculuk başlar. Ölü bir yazarın (LaMotte) evini koruyan aile, araştırma için gelenlere kapısını açar fakat bu iş bu kadar kolay değildir.

Araştırmacılarımız LaMotte’un odasına girmek isterler fakat ev sahibi ne der, peki LaMotte’un evine geldiklerini diğer araştırmacılar duymuşlar mıdır, duyarlarsa ne olur?

Sahipler, kitaplığımın ‘Modern Klâsikler’ kısmına girdi bile. Byatt’ın izinde ilkbahar’a merhaba.

A.S. Byatt, Sahipler, Can Yayınları

Çeviri: Rana Tekcan

Erdem BAYKUŞ

Yorumlar

yorum