Çocukların sokaklarda oynayabildiği, mahalledeki bütün çocuklarla toplanıp bisiklet çetesi oluşturarak sokakları arşınladığı bir zamanda çocukluğumu geçirdim. Şimdiki çocuklar gibi eve hapsedilip, televizyona mahkum edilmiyorduk. En yakın arkadaşım bisikletimdi. Sevdiğim yara izlerim de hep bisikletten… ‘Büyümek neden sıkıcı’ diye sorduklarında  ‘bisikletimiz yok da ondan’ diye cevap verirdim. Otuzlara merhaba demenin korkusunu, yeni bisikletim sayesinde içimdeki çocuğun kahkahası yendi. Üzerine binip, pedallarını çevirdiğimde geçen onca yıl sıfırlandı. Artık tek kişilik dev çetemle, özgürlüğün peşine takılmıştım…

IMG_6177_1024x768IMG_6260_1024x768IMG_6037_1024x768FullSizeRender (4)_1024x768İstanbul’da sahil şeridinde çıktığım turlarda kendimi İstanbul’dan uzaklaşmış, tek başıma tatilin keyfini çatıyormuş gibi hissediyorum. Sabah işe gidenlerle birlikte yola çıkıp, saatlerce denize karşı pedal çevirmek terapilerin en ucuzu. Kendimi günlerce sahil şeridiyle sınırladıktan sonra birgün içimdeki çete başı ayaklandı ve trafiğe gözünü dikti. Hiç itiraz etmeden yola koyuldum. Arabaların aralarından geçerken yaşadığım adrenalini tarif etmem imkansız. Bu ayaklanmadan sonra sahil şeridiyle devam edemeyeceğim kesindi. Kendime farklı yollar bulmak zorunda olduğumu biliyordum. Ve böylece ilk uzun yolculuğuma çıkma kararını aldım.

Devamı ve dahası Vagondergi Eylül sayısında…

Yorumlar

yorum