Bu aralar her kafadan bir ses çıktığı bir hale gelmiş durumdayız. Nereye gideceğimiz, neler olacağı, olanların iyi olup olmadığı konusunda en yakın iki arkadaş bile tamamen zıt görüşlerde olabiliyoruz. Ben de naçizane apolitik biri olarak gözlemlerimi, düşüncelerimi toparladım bunlar çıktı. Çok ince ayrıntıya girmeden…

Bilinen en eski tarihimizde o kadar çok başarı var ki, bazıları gerçekten hayret verici. Sadece ok ile ilgili olanları, hikâyeleri -efsaneleri bilseniz ağzınız açık kalır. çoğunu maalesef başkalarının (Çinlilerin) yazılı kaynaklarından öğreniyoruz ama olsun-…

Orduda yapılanlar halen tüm dünyada kullanılmakta. Bir Amerikalıya söylesen onluk sistemi Türklerin bulduğunu önce uzunca bir şey söylemeden durur. O bekleme sürecinde -tahmin ettiğim kadarı ile- dünyanın sadece Amerika’dan ibaret olduğunu düşündüğü için (hepsi değil ama en azından yarısı böyle) önce hindi esprisi aklına gelir. Sonra Türkiye’nin yerini düşünür. Orta Doğu’da-Afrika’da olduğunu düşünür develer falan… Mavi ekran verecek duruma gelir. Nereden mi biliyorum? Sordum çünkü…

Turkiye_1024x640Tam tersi başarısızlıklar üzerine yaptığım araştırmalar sonucunda ise başarısızlığın kültürlerinden uzaklaşmaları nedeni ile olduğunu düşünüyorum. Bilinen en eskilere bakılırsa Çinliler ile yapılan kültür alışverişi çok dikkatimi çekmişti. Kültür etkileşiminin kötü bir şey olduğunu düşündüğüm için değil, bizim bünyemizdeki etkilerine daha çok odaklıyım diyeyim. Göçebe hayatı yaşayan, bedenen sürekli aktif, hayvanlarla doğayla iç içe bir hayat süregelmişiz. Sonra Emeviler zamanında Araplarla karşılaşmışız bir şekilde ama İslâmiyeti kabul etmemişiz. Bunun nedeni de İslâmiyet değil Emevilerin kültürü, dine olan yaklaşımları ve onların yorumladıkları İslâm’a pek yakın hissetmemişiz. İslamiyetin ilk döneminde cuma namazlarındaki vaaz, iki rekatlık olan cumanın farzından önceydi. Emeviler zamanında halk kendi yönetimindekilerin söylediklerini dinlemek istemedikleri için cumadan sonra vaazı dinlemeden çıkarlar imiş. Bunu gören Emeviler de ikisinin yerlerini değiştirip halkı vaazı dinlemeye mecbur bırakmış. Öyle bir topluluk bu Emeviler özetle. Bu kabul etme nedenleri Arapların kültüründen çok İslamiyet’in, Şamanizm’e olan yakınlığından dolayı olmuştur. Hatta ölenin arkasından yapılan 7’si, 40’ı gibi etkinlikler, Şamanizm’den kalan ve İslamiyete aykırı olmadığından sürdürülmüş gelenekler olarak devam etmiştir. Sonra Anadolu’ya akın, beylikler, Osmanlı’nın kuruluşu, gelişmesi sonucu biz bir şekilde bu sefer de Araplarla içli dışlı olamaya başlamışız. Bu gün ‘ya hallederiz, acelesi yok’ gibi kelimelerimiz, üşengeçliğimiz, yeni gelişmeleri önemsemememiz, bazı icatları dahi şeytan icadı diye nitelendirmemiz, işte bu Araplarla olan etkileşimimizin eseridir. Yoksa 7 düvel göçebe hayat yaşayan at üstünden inmeyen bir milletin bu hâle kendi kendine gelmesi çok saçma.

Bu ve bunlar gibi bir sürü etkenin bir araya gelmesi, tam da gerileme dönemine denk gelmektedir. Aynı kafayla devam edince sonrasında Osmanlı’nın son durumundan haberdar olmayanınız yoktur diye düşünüyorum. Ya hep ya hiç diye düşünüyoruz  sanırım. Ya da bir şey ile meşgul iken başka şeylere odaklanamıyoruz. Bunu da şu andaki gibi çok iyi kullananlar var ya, neyse…

shutterstock_208347706_1024x663“Tarih tekerrürden ibarettir.” sözünün aslında aşağılayıcı bir söz olduğunu düşünürüm.

Bir karara varılacağında ne yapılır? İlk olarak sonuçları düşünülür. Varılacak noktadan çok, kim ne kadar zarar görecek göz önünde bulundurulur. İşte tam burada kutuplaşmalar başlıyor. Yani verilecek tek bir karar vardır aslında. Ama insanlar bunu ya düşünemiyor ya da ne bileyim, çok düşmanız birbirimize. Sevmiyoruz, sevemiyoruz birbirimizi. Aynı fikirde değilsek ölsün diye düşünüyoruz. Umursamıyoruz. Hoşgörümüz yok.

Bunları yazdım diye de en az beş farklı etiket yapıştırılacak bana. Kesin…

Parti taraftarı olmamızdan, fanatizmden… Ulen futbol takımı değil ki bu hata yapsa da, yanlış politika izlese de arkasında duralım.

Ama ne diyor o tuttuğumuz takımlardan biri? Yıllardır kimsenin üzerinde durmadığı, bizim için her şeyden önemli olan dinden bahsediyor. Sanırım tek açıklaması bu. Bundan öncekiler bu kadar üzerine düşmedi. Dinimiz elden gitmişti. Bunlar bize geri kazandıracak.

Sorsan herkes Amerika, Avrupa hayranı…

Geri kalan takımlar da sadece muhalefet olmakla meşgul.

Tüm bunlar olurken geminin yönü nereye gidiyor görmüyoruz.

Dinden bahsetmişken dinimizi ne kadar iyi biliyoruz. Kuran’ı okuduk mu? Ben eminim, hani hep söylenir ya %95’i Müslüman bir ülke diye. Yok öyle bir Türkiye maalesef. O %95’in %95’i o mensubu olduğu dinin kitabını okumadı. Bu oranın sadece %5’lik kısmının yarısı Kuran okumayı biliyor, lâkin anlamıyor. Sadece okuyabiliyor. Arapça harfleri biliyor yani. Anlamını bilmeden hatimler indiriyor, namaz kılarken defalarca sureler dualar okuyor ama mânasını bilmiyor. Niye ise Türkçe okumak kimsenin aklına gelmiyor. Acı, üzücü (özellikle benim için) ama gerçek bu. Dinimizi sadece kulaktan dolma bilgilerden öğreniyoruz. Onların da ne kadar sağlıklı bilgiler olduğu tartışılır. Dünyalı Adam (The Man From Earth), izlemenizi tavsiye ederim (kitap söylesem okumayacaksınız çünkü). Sadece bu konuda açıklayıcı, yol gösterici, sizi düşünmeye sevk edecek olan bir film. Düşünsek zaten hiçbir sorunumuz kalmayacak. Her şey çorap söküğü gibi gelecek…

Bir gün düşünerek bir üst kategoriye geçeriz umarım. Zira o olmadan tam düşünen hayvan olunamıyor (düşünen hayvan: insan. Biyolojide açıklaması bu şekilde, hakaret olarak algılamayın lütfen. Ben de insanım, aslında kendime mi yaptım acaba bu açıklamayı? Kıyaslama yapacaksak ben hayvanları daha çok severim. 🙂 )

Bir bakın neler oluyor diye etrafınıza. Vardır bir bildiği diye sizin yerinize düşünen birinin peşinden gitmeyin. Kendi aklınızı da bir zahmet kullanın. Bırakın artık şu üşengeçliği. Özünüze dönün. Düşünün!?

Ha bir de, yeni neslin gidişatından korkanlar. Hiç ama hiç iyi değiliz. Ama bu bizim değil, sizin yüzünüzden. Emin olun sizden daha çok Allah’ını kitabını bilen bir gençliğiz. Okuyoruz! Umarım demek istediğimi anlamışsınızdır. Bir üniversite yetmiyor ikinciyi okuyoruz. Yüksek lisans yapıyoruz. Ama rahat değiliz. Boğuluyoruz. Sizin aksinize gidişatın iyi olmadığını ve böyle devam ederse bu ülkeden bir cacık olmayacağının farkındayız. Ülkeden kaçmamıza az kaldı. Ve ülkemizi aslında sevmemize rağmen bunu yapmak üzereyiz.

Yorumlar

yorum