19-mayıs-gençlik-ve-spor-bayramı_1024x535SAKIN KURTARICI BEKLEME… YOKSA, SANA KARŞI OLAN VAZİFEMİ YAPAMADIM SAYARIM…

19 Mayıs 2016. Ne kadar sıradan bir gün gibi görünüyor. İnsanların oradan oraya koşuşturduğu, açların acı çektiği, tokların yiye yiye şiştikleri bir diğer gün daha. Trilyonlarca duygu ve düşünce akacak beyinlerden, ölenler ölecek, yaşayanlar yaşayacak. Dünya nüfus sayacı yine her saniye değişecek. Unutanlar unutacak, hatırlayanlar hatırlamaya devam edecek. Tutsak olanlar tutsaklığa katlanmayı, özgür olanlar özgürlüklerini kullanmayı sürdürecekler. Dünya iyisiyle kötüsüyle bugünü de tamamlayıp 20 Mayıs 2016’ya geçecek.

Fakat insanlık, günü gelince gerçek özgürlüğün ne demek olduğunu anlayacak. Tam bağımsızlık fikrinin filizlendiği coğrafyaları araştıracak yüzyıllar sonraki tarihçiler ve bilim insanları. Dünya haritası üzerinde işaret ettikleri topraklardan bir tanesi (eğer haritadaki kara parçaları hâlâ bugünkü gibi kalırsa tabii) Anadolu olacak.

İşte ey Anadolu topraklarında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bin bir kahır çekerek kurup yükselten Türk milleti, Anadolu halkı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları! Bu yüzden 19 Mayıs 2016 hiçbirimiz için öyle sıradan bir gün değil! Bir ülke insanının tarihinde emperyalizmin zulmüne karşı savaşmış olmak zaten yeterince onurlu bir harekettir. Ancak bizler, hepimiz Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının Bandırma vapuruna binerek Samsun’a vardıkları 19 Mayıs 1919’da başlayan emperyalizm karşıtı mücadelemizi kazanmış bir toplumuz. Mustafa Kemal’i Atatürk, bizleri millet yapan gündür 19 Mayıs. Bu kazanımın değerini anlayan, artık kurtarıcı beklemeyen bir toplum oluncaya dek bu mücadele sürer.

Gençliğin ellerine geleceğini emanet etmiş bir Cumhuriyet yeşerdiyse bu topraklarda ve engelli koşuda nefes nefese kalmasına rağmen asla pes etmeyen sporcular gibi yurttaşlar yetişiyorsa hâlâ…

Bunu 97 yaşında bile genç kalmayı başarmış bir mücadeleye borçluyuz.

Vagon Dergi olarak 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mızı kutluyoruz! Daim olsun!

Sizleri bugüne özel seçtiğimiz bir Fikret Kızılok parçasıyla baş başa bırakıyoruz…

HESAP VAKTİ

Hesap vakti gelmişti..
Tarih alışkanlığından vazgeçecek
Kimsiz, kimliksiz, kişiliksiz kalanlar şimdi kendi yazgılarını yazacaklar
Ne ezen olmalıydı ne ezilen
Her ulus kendi bağımsızlığını kendisi yaratacak
Eğer siz bu işleri başkaları adına yaparsanız bunun adına emperyalizm denir
Oysa biz emperyalizmi kahretmeye geliyoruz

Hakimiyet milletindir dediğimde acaba ne anlıyorlardı?
Ama anlayacaklardı, savaştıkça anlayacaklardı, kazandıkça anlayacaklardı
Bir gün ressamlar kahramanlık yüzünü kaybederlerse gitsinler yıldırım’ın resmini yapsınlar
Aksak Timur şimdi yaşasaydı belki de aynı şeyi yapacaktı

Şu gencecik çocuklara bak!
Yeni Zelandalı, Avusturalyalı, Anzak ve Yunan için anlamsız bir savaşın garip mezar taşları değiller mi?
İşte şimdi bizden öğrenecekler özgürlüğün ne olduğunu, bağımsızlığın ne olduğunu
İçleri rahat.. Yanıbaşımızdaki mezarlarda.

Daha ilk meclis açılırken oradakilerin çoğunun ulus kavramı yoktu
Padişah, hilafet ve ümmet.. Bundan başka kişiliği olmayanlarla böyle bir özgürlük savaşı nasıl kazanılacaktı?
Diyelim ki kazandık, bu savaş kimin adına kazanılacak?

Ana kalbi işte;
Düşündüklerimi ve arkadaşlarımı tanıdıkça başıma bir şeyler gelecek korkusuyla anacığım pamuk elleriyle okşamıştı beni..
“Mustafam” dedi, “Korkuyorum. padişaha karşı mı geleceksin?”
“Gün nasıl doğacaksa, sen beni nasıl doğurduysan anacığım.. “

Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak

Gün nasıl ağarıp gelecekse, nasıl ki rüzgâr bulut olacaksa
Buluta yağmur, el değecekse
Yağmura toprak can verecekse
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak

Ne din, ne ırk.. Sen, ben var..
Ne dün, ne bugün… Yarın var..

Sonra ateş, sonra kan, sonra ihaneti gördük!
İhaneti ateşle yakıp, aydınlatıp
Korku korkudan kaçıp, ressamlar bizim resmimizi yaptılar.
Gencecik Yeni Zelandalı, Anzak, Avusturalyalı koyun koyuna bağımsızlığın resmini bizden öğrendiler

Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak

Aydınlattık
Korku korkudan kaçıp, doğudan doğdu güneş
İlk defa karanlık korktu
İhaneti ateşle yakıp, aydınlattık!

İnsanlar bilinçlendikçe kişiliklerini ister, milletler de öyledir
Kabiliyetlerini keşfetmek, zengin olmak isterler
Bu zenginlik başkalarının açlığı pahasına olursa
İşte o zaman iş değişir
Eninde sonunda hesabı sorulur
Din adına, ideoloji adına başka milletleri boyunduruk altına almak;
İşte biz buna emperyalizm deriz

Gerçek bir devrimcinin amacı egemenliğin kayıtsız ve şartsız ulusta olmasını sağlamaktır
Tam bağımsızlık dünya milletleriyle kardeş olmak demektir
Irk esasına dayanan düşünce unsurları insanlık ailesine üvey evlat yetiştirmek demektir
Bilinçlenen bir toplum demokrasiden korkmaz
Halkını cahil bırakan insanlar eninde sonunda kahrolurlar!

Fakirliği paylaşmakla, zenginliği paylaşmak ayrı ayrı şeylerdir
Sosyal devlet; emeğin ve geniş halk kitlelerinin refahı demektir
Bunun kaideleri bellidir
Ne üç beş kişi parası ile dünyayı değiştirebilmelidir
Ne de devlet zalim olmalıdır..

İnsan zekası ve kültürü soyut ve somut kavramlarıyla bir bütündür
Sanata, bilime ve söylediğin türküye ekmek kadar acıkıyorsan ne mutlu sana
Barış zeka ürünüdür!
Savaş aklı olmayanlara aittir!
Eğer uğruna savaşacak bir şeyin varsa
O olsa olsa özgürlüğündür, bağımsızlığındır!

Zaman akacak ve gidecektir
Hiçbir şeyi tabulaştırma!
Dogmalara karşı koy
Büyük devrimlere gereğin kalmayacak kadar devrimci kal yeter..

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa, artık millet olmuştur!
Sakın kurtarıcı bekleme, yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım!…

Yorumlar

yorum